Kalecilik ve kaleciler üzerine bir yazı yazmak için işe başlayan biri ilk olarak kaleciliğin ne anlama geldiğini anlatmalıdır. Üniversitelerimizde ve langırt oynanan diğer mekanlarımızda biline ve uygulana-geldiğinin tersine, kalecilik öncelikli olarak gol kurtarma sanatı değildir. Langırtta kalecilik demek öncelikli olarak kale sahasına giren topların kontrol edilmesi ve uzaklaştırılmasıdır. Daha sonra kaleye serseri bir şekilde gelen topların kurtarılması önceliği gelmektedir. Son olarak ise rakip forvetlerin hücum hattından çektikleri şutların kurtarılması görevi gelmektedir. Dikkat edilirse kalecilerin şut çekerek gol atmasına sıralamanın sonlarında dahi yer verilmemektedir. Ve gene dikkat, rakip forvetlerin gollerini kurtarmak da sıralamanın sonunda gelmektedir. Bu sıralama dünyanın en büyük oyuncuları ve langırt teorisyenleri tarafından da böyle konulmaktadır (mesela bkz. www.foosmaster.com "defense" linki ya da www.foosball.com "foosball university- defense" sayfaları). Bu savlara benim kendi kanıtım ise aşağıda karşılaştırılan iki stil avantaj ve dezavantajları aracılığı ile verilmektedir. Stiller; Şutör Kalecilik Türkiye'de kalecilik yaygın olarak devasa hızlardaki şutlarla rakip kaleyi yoklamakla eş anlamlıdır. Yani kaleciler tıpkı birer forvet gibi gol ümidi ve yoludurlar. Göze hoş görünen bu stil bir de kalecinin normalde oyunun geri planında kalan oyununu ön plana çıkarttığından çok tutulmaktadır. Handiyse forvet de oynayarak gol atabilecek olan bir sürü oyuncu kaleci olup o mevkiden gol atarak kendilerini abartmak yolunu seçmektedirler; zor olan bir konumdan gol atarak oyunda bir tür şov yapmaktadırlar. Bu stilin avantajları vardır yok değildir ama handikapları ne yazık ki tüm avantalarını siler süpürür niteliktedir. İsterseniz bir sıralayalım: Avantajlar: 1. Kaleci gol yaratabildiği için skora katkıda bulunmakta forvetin işini hafifletmektedir. 2. Şutör kaleciler çok sert şutlar çektiklerinden karşı taraftaki kaleci -DİKKAT- "ortalama" bir kaleci ise duvardan seken toplar şutör kalecinin forvetinde kalabilmektedir. Dezavantajlar: 1. Çok sert çekilen şutlar forvetin oyundan neredeyse tamamen düşmesine sebep olmaktadır. Oyun forvetlerin müdahalesinden tamamen beri olduğundan top kaleciler arası bir düello misali bir o kalede bir bu kalede olmakta ve forvetlerin kontrolünden uzakta kalmaktadır. DİKKAT, bunun sonucu forvetin soğuması ve oyundan düşmesi olmaktadır. 2. Karşı takım alan savunması yaptığında ya da karşı takımın forveti kaleciden daha zeki (yani kalecinin nereden vuracağını önceden tahmin ediyor)ve yeterince hızlı olduğunda gol ortalamasının %80 oranlarında düşmesi, sürekli bloklanma, fotolanma (yani attığınız şutun gerisin geriye size gol olarak döndürülmesi) ya da top kayıpları sonucu ortaya çıkmaktadır. Özellikle top kayıplarının bir takım için tek anlamı "SON"dur. 3. Şutör kaleciler çabuk yorulmaktadırlar. Ta arkadan ve bir sürü incik cinciğin arasından gol arayan çok hızlı bir şutu oyun boyunca çekmek telaşındaki şutör kaleci doğallıkla yorulmaktadır. Bu yorulma ilerleyen aşamalarda top kayıpları, basit gollerin yenmesi ve sık sık şutu kendi kalesine atmak şeklinde sonuçlar vermektedir. 4. Şutör kaleciler sadece ve sadece atacakları golün hızına, tutulmazlığına ve güzelliğine aşık olduklarından(estet değerler açısından bu tutkuyu takdir etsem de), yorulmayı bir kenara bırakın, konsantrasyonlarını da salt bu eylem üzerinde odaklamaktadırlar. Konsantrasyonun, bu diğer bileşenlerin eksisine, odaklanması ise gene top kayıpları, basit gol yemeler, kendi kalesine gol atmalar şeklinde baş göstermektedir. 5. Şutör kaleciler çoklukla topu uzun süre hedeflediklerinden ve beklettiklerinden hem oyuncular hem de seyirciler için langırt oyununun temposunu ve keyfini azaltmaktadırlar. Hele bir de o kadar bekletilen topun blok yemesi gerçekleştiğinde langırt oyunu ne yazık ki banal bir kör dövüşü gibi görünmektedir. 6. Şutör kaleci rakip forvete karşı gol kurtarırken de çoklukla karakteri gereği yarışmayı/sabit defansı tercih etmektedir. Fakat bilmemektedir/idrak edememektedir ki şutu çekerken kendisinde olan hamle avantajı şimdi rakip forvettedir. Çok gol atan kalecilerin gol kurtarma konusunda abartılı bir zayıflık içinde olmaları buradan kaynaklanmaktadır. 7. Sonuncu bir dezavantaj da psikolojik özellikler taşımaktadır. Bir oyunda iki ya da üç gol atan şutör kalecinin forveti (top almakta sıkıntı yaşamanın doğal bir sonucu olan) gol atma sıkıntısını yaşıyorsa şutör kaleci çoklukla suçu forvet üzerine atmakta, o atmasa bile forvet kendini bu suçlamaya tabi kılmaktadır. Bu da genel olarak yenilginin en önemli etkenlerinden biridir. Şutör kalecilik ile ilgili sözlerimi burada kesiyorum ve yorumu da sizlere bırakıyorum. Bu stille ilgili beni destekler ya da aksime tüm yorum ve düşüncelerinize açık olduğumu ve bunları yayınlamaktan memnuniyet duyacağımızı belirtiyorum. Karma Sistem Bu stil kalecilik, dünya langırtı incelendiğinde, üst düzeydeki tüm langırtçıların benimsediği sistem olarak görülebilir (Bkz. youtube ve diğer video paylaşım sitelerindeki üst düzey çiftler maçları). Karma sistemde kaleci öncelikli olarak gol atmak görevini üstlenmemektedir. Kaleci öncelikli görev olarak topu kendi sahasından rizikosuz bir şekilde uzaklaştırmak için çalışmaktadır. Fakat bu durum sürekli bir pas ya da uzaklaştırma vuruşları olarak anlaşılmamalıdır; çünkü bu sistemde, ya da tarzda, kaleci "yeri geldiğinde" ani şutlar çekebilmektedir. Karma sistemde kalecinin soyut hedefi topun kendi sahasından uzaklaştırılması yani kendi kalesi üzerinden gol rizikosunun düşürülmesidir. Bütünleşik hedef ise uzaklaştırılan topun kendi forveti ile buluşturulmasıdır. Bu durumda şu bileşke ortaya çıkmaktadır: Top kale sahasından rizikosuz bir şekilde uzaklaştırılırken forvetin uzaklaştırılan topu kapabileceği yerlere ya da niteliklere kavuşturulmalıdır. Bu karmaşık cümlemi açarsam, şu anlaşılmalıdır: sadece topu uzaklaştırmak için gelişine ya da etkisiz manasız bir vuruş geçerli olmayacaktır. Top hem kale sahanızdan çıkmalı hem de forvetinizin alabileceği, ya da en azından rakip forvetin kolaylıkla alamayacağı, konumlara gönderilmelidir. Karma sistemde kalecinin "yeri geldiğinde" şut çekeceğinden dem vurmuştuk. Bunun anlamı şudur: şutör kalecilikteki gibi her gelen topun şut olarak değerlendirilmesi yerine karma stil kalecisi uygun pozisyonlarda şut çeker. Mesela, teknik yaklaşımla, rakip forvetin bebeklerinden sekip önünüzde kalan bir top karşı takımın zayıf kaldığı (bir anlamda kontrapiyede kaldığı) bir andır. Ya da belli bir şut koridorunun tamamen açık olduğu bir an da bir avantaj anı olabilir. Karma stil kalecisi burada şut çekebilecektir. Ya da daha taktik bir yaklaşımla, durumun kritik olduğu, forvetin tıkanıklık yaşadığı, karşı takım üzerindeki baskının yoğun olduğu vb. durumlarda karma stil kalecisi şut deneyebilir. Burada ana hareket noktası şudur: karma stilde şut çekmek için mutlaka oluşmuş, teknik ya da taktik, bir avantaj ve/veya zorlayıcı gereklilik olmalıdır. Karma stil kalecisi oluşmuş bir avantaj olmadan şut çekmeyecektir. Bu paragrafı özümseyerek okuyan bir langırt oyuncusu dolaylı olarak şu sonucu da çıkaracaktır sanırım: karma stilci kaleciler şutu genelde top hareketli iken çekeceklerdir. (mesela durum 5-3 ya da 5-4 lehinize ve forvetiniz tıkanıklık yaşıyor, rakip takım da yiyeceği bir golün işi bitirebileceği bilincinin stresi altında: burada bir şut düzenlenip [teknik bir avantaj oluşmamış olsa dahi] çekilebilir çünkü taktik bir avantaj/gereklilik bulunmaktadır. 5-5 lik bir skorda oluşmuş bir teknik avantaj olmadan [bahsedildiği gibi ani bir boşta kalma ya da rakip takımın yanlış savunma yapması] karma stil kalecisi kolay kolay şut çekmeyecektir; fakat forvetinin çok tıkanık olduğunu görmesi taktik ya da teknik bir avantaj değilse de taktik bir gereklilik yaratabilir ve şut çekilebilir) Anlaşılabileceği gibi karma sistem yapı itibari ile şutör kalecilikten çok daha fazla planlama ve düşünsel genişlik talep etmektedir. Çünkü hem top kale sahasından mantıklı bir şekilde uzaklaştırılmakta hem de yeri geldiğinde etkili şutlarla karşı kale yoklanmaktadır. Fakat bu durum dikkat kaybına yol açar bir şekilde algılanmamalıdır çünkü bu düşünsel çaba genel yaklaşımın kabul edilmesi ve bir kez anlaşılması/öğrenilmesi ile ilgilidir; oyun içinde uygulama çok rahat ve dinlendirici olmaktadır. Bu stilde en önemli bir son nokta da pasların ya da çıkışların mutlaka rakip orta sahayı geçer nitelikte ya da en azından rakip orta sahaya çarptığında kontrol edilemez süratte/karmaşııklıkta yapılması gerekliliğidir. Kişisel tavsiyem, kaleciden orta sahaya pasın yapılmamasıdır. Karma stil kalecilerinin buna özellikle dikkat etmeleri gerekmektedir (bkz. aşağıda Dezavantajlar Madde 2) Lafı hem özetlemek hem de netleştirmek için bu stilin avantaj ve dezavantajlarını da sıralayalım: Avantajlar: 1. Top forvet ile daha çok buluşmaktadır. Forvet oyunda kalmaktadır ve oyunun içinde daha geniş açılarla ve mümkün hızlarla dolanan topun yakalanması çabası forvetin gelişimine katkıda bulunmaktadır. İyi ya da çok iyi bir forvetin topla daha çok buluşturulması oyunun kazanılmasında en büyük etkendir. 2. Aşırı fiziki güç harcanmadığından (devasa hızlarda ve isabetlerde şutlar çekilmeye çalışılmadığından) konsantrasyon uyanık, kondisyon da yüksek, kalmaktadır. 3. Şutlar "yeri geldiğinde" çekildiğinden gol olma olasılıkları yüksek olmaktadır. Karma kaleci bazen sırf rakip kaleciden sekmek üzere hedeflenmiş şutlar çekebilmekte ve forvetine bu yolla top yapmaktadır. 4. Uzun çapraz kat ettirilen çoğu top orta sahayı aşması halinde top hakimiyeti yüksek forvet tarafından duvarda yakalanmaktadır. 5. Dikey hattan atılan düz toplar da gene top hakimiyeti yüksek forvetlerce pas olarak alınabilmektedir. 6. Oyuna hız ve kalite katılmış olmaktadır. 7. Karma stil kalecisinin bazen hiç beklemeden gönderdiği toplar karşı takım kalecisini şaşırtmakta ve kolay bir topu sektirmesine yol açmaktadır. 8. Seri ve yorgunluksuz bir oyun sergilendiğinden gol kurtarma yüzdesi de yükselmektedir. Zaten çoğu karma stil kalecisi kurtarma yüzdesi daha yüksek olan hareketli savunmayı tercih etmektedirler. Birçok şutör kaleci ise gene bir şov yapma aracı olan yarışarak kurtarmayı tercih etmektedirler. Sonuçlar ortadadır. Yarışan kalecinin ortalamanın biraz üzerindeki hızda isabetli vuruşlar yapan bir forvet karşısında dahi pek bir şansı yoktur. Dezavantajlar 1. Top çok hızlı çıkarılmadığından, gerekli açı ve şaşırtmaca yapılmadığında hızlı bir rakip forvet topu kapabilir. 2. Top gerekli açı ya da şaşırtmaca yapılmış olsa dahi pek yavaş ise rakip orta sahada yakalanabilir, kontrol edilebilir ya da ani bir şut olarak geri dönebilir. Bu durumda karma stil kalecisi topu mutlaka ve mutlaka rakip orta sahanın kolaylıkla kontrol edemeyeceği bir hızda göndermek zorundadır. Bu hız oynandıkça oyuncu tarafından hissedilecek ampirik bir olgudur. 3. Öğrenilmesi zor bir stildir. Benmerkezci kişilik özelliklerinin bastırılması gereklidir. 4. Karma stil kullanan kalecinin sinirleri çelik gibi olmalıdır çünkü atacağı toplar dev hızlardaki ipe sapa gelmez şeyler değil mantıklı ve belirli bir yolu izleyen meşalelerdir. Top kaybı yapmamak için sıvı nitrojenden daha soğuk Napolyon'dan daha "hilekar" olmak gereklidir. Bu stille ilgili düşünceleriniz için de yukarıdaki teklifimin geçerli olduğunu söylemeliyim. Bundan sonraki yazım, hareketli savunma kavramı ile ilgili olacak. Karışıklık olmaması adına hareketli savunmanın gol kurtarma eylemi ile sınırlı bir kavram olduğunu şimdiden belirteyim. Bir daha görüşünceye dek sağlıcakla kalın. Murtaki
|