| Bir Langırtçının Hikayesi ve Ligimiz |
|
Merhaba Arkadaşlar, Ben bu keyifli illete 2002 senesi Kasım-Aralık ayları arasında başladım. Daha önce sadece sigara ve iskambil bağımlısıydım ama bu kerata ile tanıştıktan sonra anladım ki bu heyecan verici maraton sigaradan bile daha fazla bağımlılık yapıyor. Bir gün gözüm takıldı langırta ve kızların bile fırfır(langırta yeni başlayanların ilk ve tek yaptığı kolu sürekli çevirme hareketi) yaptığı langırt oyununda ben onu dahi beceremiyordum. İnsan hırs yapar ya hayatında bazı durumlarda, işte langırtta da ben hırs yaptım. Çünkü alay konusu oluyordum oynamayı beceremediğim için. E haliyle bu durum hoş bir durum değildir sizin de bileceğiniz gibi. Her neyse bu oyunla Gıda Cafe'de tanıştım orda oynamaya çalıştım. Haliyle rakip bulamıyordum kendime göre, hepsi iyiler (o zamanlar öyle görünüyordu tabi:)) Sonra Grand Cafe'ye geldim bir arkadaş sayesinde. Orda langırtı bana öğreten tabiri caizse langırt ilahları ile tanıştım: Oktay ve Serdar. Adamlar bu oyunu gerçekten oynuyorlardı ben de onları 4 gözle izlemeye başladım. Teknik var, hız var, sertlik var, yani kısaca bu adamlarda adrenalin ve hayat vardıJ. E olay adrenalinse ben varım o zaman. Biraz öğrendim bu oyunu ve daha sonra kendime bir eküri yani ortak bulmam gerekliydi ve şu anki ortağım adaşım Ali'yi buldum. O da benim gibiydi zayıf ama istekli. Sonra biz iki Ali başladık bu oyunu şehvet ve istekle oynamaya. Aylar geçtikçe baktık ki bu oyun göründüğü kadar zor değil. Aradan tam 1 yıl geçti ve biz artık Serdar ve Oktay'ın karşısına geçmek için hazırdık (tabi bu geçen sürede biz zaten aynı ortamdaydık). Evet, büyük gün geldi ve karşımızdaki rakip tam bir langırt ilahıydı. Ne kadar şansımız vardı ki. Tabii ki 0. Ve maç başladı. Durum tahmin edeceğiniz gibi oldu. Hezimete uğradık ama şu var: Hedef ne olursa olsun ilk önce o hedefi istemek ve istikrar sağlamak lazım. O maç belki hezimetti ama maçlar devam edecekti ve bizde en iyiyi istiyorduk. Zaman su gibi akmaya başladı. Artık öyle maçlarımız oluyordu ki tüm Grand Cafe bizi izliyordu(özellikle langırt sevenler). Kendimize bir isim bulmuştuk. ŞAMPİYONLAR LİGİ. Bu 4lü oynadığı zaman sesler bize kadar geliyordu. Arkadaşlar şampiyonlar ligi kurulmuş hadi izleyelim diye. Bu da insanın hoşuna gidiyordu tabi. Artık dişe diş bir rakip olmuştuk ve görünen en iyi oyunculardık. Daha önce birkaç turnuva düzenlendi ve hepsi hezimete uğrattığımız rakiplerle bizim aramızda geçen ufak organizasyonlardı. Ama bu İzmir Üniversiteler Arası Langırt Ligi gerçekten hoşuma gitti. Neden mi? Langırt konusunda gerçekten bir yerlere gelmiş dişli rakiplerimiz var şampiyonluk hiç de kolay olmayacak. Benim langırt oynayacak arkadaşlara tavsiyelerim: Ali Çağdaş |
