KALABAK FACİASI

Güneşli bir gündü. Sabah öğleye kavuşurken ilk biralarımızı içip sevgili dostum Cenk Dinç'in (İzmir)Urla'daki evinde rok müzik dinliyorduk. Langırt konusuna merakımızı bilen Cenk bir süredir Kalabak adındaki küçük merkezde eski tip bir langırt masasının ve çok iyi oyuncuların olduğunu söylemekteydi. Tabi ki eski ustaların eski masalardaki gücü hakkında bilgimiz vardı ama gene de kendi tekniğimize o kadar güveniyorduk ki, pek de endişe etmiyorduk.

Yola çıktık, Zeytinalan'dan araba ile yaklaşık 7-8 dakikada Kalabak'a vardık. Çok güzel bir yer; hemen deniz kıyısında, tertemiz bir hava, deniz gibi temiz insanlar. Masayı gördük, evet tam eski tip bir Türk masası idi. Yüksek top kavrama özelliği olan bir masa ile karşı karşıya olduğumuzu anlamıştık. Fakat kendim de yeni tip daha kayar masalarda dahi kepçe vuruşu icra eden biri olarak olayı dağıtırım diye düşünüyordum. Burak ise sessizliğini koruyordu.

 

Yolun kenarına konulmuş masanın etrafında toplanmış yaşları 25 ila 50 (belki de daha üstü çünkü bu havası deniz kıyısı mekanda insanın takvim yaşını göstermesi beklenemez)arasında değişen 5-10 kişi vardı. Bir merabalaşma ve geliş amacımızı açık etme sonrasında hemen oyunlara geçildi. İlk oyunda ilk golü atmamıza rağmen ezildik. Sonrakinde de ve sonrakinde de...Sonra daha düşük kalibrede bir takımla karşılaştık. Bunda da ezildik. Sonra daha düşük kalibre gene ezildik. Bu böyle devam etti...



İşin teknik analizini yapmak gerekirse tabi ki masa ve saha avantajı Kalabak'lı ustalarda idi. Yani yeni tip masalarda herhalde biz üstün gelirdik. Ama bir gerçek de şu ki daha önce bu eski tip masalarda başkaları ile de oynamış ve üstünlük sağlamıştım. Burada ise inanınız santimetre ile milimetre arası hassasiyette vuruşların yapıldığını gördüm. Forvetler düz kepçe vuruşunu kullanıyorlar, ama istedikleri bebekten istedikleri bir top geçişi kadarlık boşluğa gönderebiliyorlar topu. Kaleciler asla şuta gitmiyorlar, biliyorlar ki topu forvetlerine ulaştırdıkları anda gol şansları %99dur. Bu yüzden daha paslı ve teknik bir oyun oynanıyor. Yani uzun lafın kısası, eski tip masaların en büyük bir ustalar gurubu ile karşılaştık ve güzel bir ders aldık.



İşin beşeri bir teşrihini yapmak gerekirse de şunları keyifle söyleyeceğim: Kalabak'ta langırt gerçek ve tam da olması gerektiği gibi bir sosyal tema haline gelmiş. Yani o masa başında son derece neşeli, sağlıklı ve zeki insanlardan oluşan bir grup. Centilmence ve esprilerle süslenmiş oyunlar. Havaya saçılan kahkahalar, yenilenen çaylar, yanınızda deniz, elinizde langırt... Hep hayal ettiğim gibi açık havada langırt ve arkadaşlık...



Böylece Kalabak faciasını güzel bir Kalabak tanışıklığı ile noktaladık. Sizlere tavsiyem oraya gidip bu ustalarla oyun oynamanız olacaktır. İyiler, çok iyiler... Yazıyı bir espri yapmadan tamamlamak hamlık olur, o halde bir sonraki Kalabak ziyaretim için iddialı olduğumu söylemek isterim.

(Eh, Kalabak sonrasında günü nasıl mı tamamladık? Yapacak bir şey kalmamıştı, Cenk'in ev arkadaşı Hakan Bulcan'ın tavsiye ettiği balık lokantasına gidip Türk Sanat Müziği dinledik.)