E. Ü. Langirt Ekolü

İzmir'de ve Türkiye genelinde birçok üniversitede langırt oynandığı bir gerçektir. Hatta denilebilir ki yeni nesil langırtçıların büyük bir çoğunluğu üniversite kökenlidir (Tabi ki üniversite öncesinde de belli bir langırt merakları ve pratikleri olmakla beraber bu işi ciddiye alanların ciddiye almaya başladığı zaman/mekan/uzam olarak konuşuyorum üniversiteden). Demem o ki birçok üniversite kantininde birçok üniversite oyuncusu ile oynamışlığım vardır.

İşte tüm bu üniversiteler içinde (kendi üniversitem Dokuz Eylül Üniversitesi İktisat Kampüsü [Buca] da dahil) görüp görebileceğim en sıkı oyunları ve oyuncuları itiraf ederim ki Ege Üniversitesi'nde (İzmir/Bornova) gördüm. O yüzden bunu bir ekol olarak kabul ediyorum ve bu ekolden burada bahsetmek gerekliliğini hissediyorum. Ege Üniversitesi Ekolü.

Bu ekolü oluşturan bir dizi faktör olduğu kanısındayım. Bunları size sıralamak isterim.

1. Masalar.

Ege Üniversitesi'ndeki tüm masalar aynıdır. Tüm masaların aynı olması oyuncuların kampüsün herhangi bir kantininde oyunu oynayabilmelerini sağlamıştır ki bu yeklik de bir ekolün oluşması için son derece önemli olmuştur.

Bornova'da üretilen ( üreticisi Langırt Ticaret, Tel: 0232 374 01 13 ) bu masalar uzun yıllar süren langırt deneyimim boyunca karşılaştığım en harikulade makineler. Bir defa geniş ve uzun bir oyun alanları var. İkinci olarak yere son derece sağlam basıyorlar. Rotlar gayet sağlam ve karşıdan çıkmalı olduğu için ideal hızlara ve eylemlere elveriyorlar. Zeminleri ne kaygan ne çok sıkı. Ama bu masaların en vurucu özelliği bu saydıklarımın hiçbiri değil. Bu masalarda hem ters kepçe, düz kepçe, yılan gibi topun kavranmasını ve sıkıştırılmasını gerektiren vuruşlar rahatlıkla icra edilebiliyorken hem de çekiç, tik tak, çapraz vuruş gibi yüksek hızlar ve ayarlanmış açılar talep eden vuruşlar gerçekleştirilebiliyor. Gençlik arasında son dönem salt hıza dönük masalarda çekiç ve tik tak vuruşlarının popüler olduğunu biliyoruz; fakat işte bu masalar sayesinde Ege Üniversitesi oyuncuları arasında görmekteyim ki, dünyanın (bence ve ITSF dünya sıralamasındaki 1 numaralı oyuncu olan Fredrico Collignon'a da göre) en etkili vuruşu olan ve bir zamanlar Türkiye'deki langırtçı ağabeylerimizin de bolca kullandığı kepçe tipi vuruşlar gençler arasında da popülerlik kazanmış durumdadır ve dahası Ege Üniversitesi'nde kepçe vuruşu olgunlaşmıştır. Üreticiyi kutluyorum, ciddi bir başarıdır.

2. Kantinler

Ege Üniversitesi'nde isimlerini burada saymayacağım ama her birinde en az iki tane langırt masası olan 6 adet öğrenci kafeteryası var. Bunların hepsi gün içinde hınca hınç dolu yerler. Koca Ege Kampüsünün tüm ağırlığını çeken mekanlar. Kantinlerin yukarıda anlattığım güzel masaları ve oyunu kabul edip hem para kazanmak hem de öğrencileri oyalamak adına langırta yol açmaları Ege ekolünün oluşmasında son derece önemli rol oynamıştır.

3. Oyuncular

Her ne kadar yukarıdaki iki etkenin bir sonucu gibi gözükseler de Ege Üniversitesi oyuncuları kendilerinden söz etmeye değer nitelikteler. Bir defa iddialı çocuklar. Bununla beraber son derece arkadaş canlısı ve centilmenler (olmayanlar zaten oyunu çok iyi oynasalar dahi bir süre sonra elenip gidiyorlar. Unutmamalı ki langırt delice bir hırsın oyunu değil daha çok soğukkanlı bir elitliğin oyunudur). Langırt masasının etrafını sosyal bir ortam olarak kabul etmişler. Bu son derece önemlidir. Yani kantinin langırt masasının olduğu bölümünü sadece langırt oynamak için değil ama masanın etrafında kızlı erkekli takılmak için de kullanmaları oyunun imajını ve tabi dolayısıyla kalitesini ve popülerliğini artırmıştır.

4. Ege Üniversitesi

Bu sonuncu faktör bilmem açıklama gerektirir mi? Devasa öğrenci sayısını tek ve yeterli bir kampüste toplayan ve dahi oyunun oynanmasında bir zarar görmeyen Ege Üniversitesi'nin de payını unutmamak gerek diye düşünüyorum.

Ekolden teknik olarak birazcık bahsetmeliyim sanırım. Son derece yüksek teknik kapasite ile oynanan oyunlarda çok becerikli forvetler ve son derece kedi kaleciler birbirleri ile boğuşuyorlar. Forvetler söylediğim gibi top hakimiyetleri yüksek adamlar ve masaların teknik kapasitelerini sonuna dek kullanmaktalar. Kaleciler dediğim gibi kedi karakterliler; gene de bir handikapları var ki o da gol atma sevdaları ve sonucunda çok yüksek hızlarda top kullanmalarıdır. Bu durum, bazen, forvetlerini oyundan düşürüyor. (not: Ege'ye oyun oynamaya gidip de kalecilerin yüksek gol yüzdesi ile karşı karşıya gelince mecburen alan savunmasına dönüyorsunuz). Güzel paslar da yapılıyor tabi. Bilhassa orta sahadan forvete paslarda epey zorlayıcı adamlar var. Gün içinde ufak tefek bir sürü turnuva dönüyor. Oyun sonrasında ciddi teknik analizler langırt muhabbetleri, maç yorumları işi daha da zevkli kılıyor.

Sosyal faktörlere gelirsek kantinlerde masaların yerleri iyi. (Bazı kantinlerde yüksek sesli müzik çalınması oyun kalitesini biraz etkiliyor) Ayrıca çayınızı kahvenizi elinize alıp oynanan maçları da izleyebilirsiniz. Ulaşım rahat. Oyuncular iyi. Ortam iyi. Jeton fiyatları normal. Ege İyi. Diyeceğim odur ki ben ne kadar anlatsam boş, bir gün gidin ve şansınızı bir deneyin.

Ama önünde sonunda Ege Ekolü ne sadece oynanan oyunların üst düzey oyunlar olması ile ne de yukarıda saydığımız faktörlerle sınırlandırılamaz. Ekol aslında devasa ve yüksek nüfuslu bir kampüste langırt oyunun (tabi gene sayılan faktörler sayesinde) kabul edilmiş ve kampüs yaşantısının temel bir bileşeni haline gelmiş olmasıdır. Langırt artık Ege'li bir öğrencinin kampüs yaşantısında görmeye alışık olduğu ve gördüğü bir oyundur. Langırt Ege'de marjinallikten çıkmış ve kanıksanmıştır. O artık bu kampüsteki mühendislik laboratuarı ne kadar doğal ise o kadar doğal ve gerekli olarak görülmektedir. İşte bu durum bu kavrayış ekolün özüdür. Langırtın Ege'de çok iyi oynanması ise tabi ki bu özün/ekolün doğal bir sonucudur.

Saygılarımla.

Langırt Gezgini Lord Byron.