Tiktak Üzerine

 

Arkadaşlar, tik-tak vuruşu herkesin de bildiği gibi langırta yeni başlayanların düzgün olarak kullanabildikleri ilk ve en basit vuruştur. Aslına bakılırsa hiç de göründüğü kadar basit bir teknik değildir. Ben çoğu zaman kepçeye ya da çekice nazaran bu vuruşu tercih ederim. Çünkü tik-tak vuruşu benim için her zaman en etkili olduğum tekniktir. Hüseyin Ünal’ın bir lafını asla unutmam: “Dinamik bir vuruş, statik bir vuruşa göre her zaman çok daha etkilidir.”. Aynen katılıyorum Hüseyin Ünal’a bu konuda. Kepçe ve çekiç vuruşlarına göre tik-tak vuruşu daha hareketliyken de uygulanabiliyor. Bu yüzden de bu vuruşun etkinliğinin arttığını düşünüyorum.
 
 Şimdi bu vuruş stili ile ilgileri bilgileri Murat Mutlu’nun yönelttiği sorulara dayanarak açıklamaya çalışacağım.
   
Öncelikle tik-tak vuruşunun bu kadar basit olarak görülmesinin en önemli sebebi, bu vuruşu yapanın kullandığı topu orta adama kadar gelmesini beklemesidir. Böylelikle de kaleciler bu vuruşu rahatlıkla kurtarabilmektedirler. Bunu engelleyebilmenin en mantıklı yolu ise uzak ya da yakın bebekle harekete geçirdiğiniz topu beklemeyip, orta bebekle topa hamle yapmaktır ve gereken noktada şutu çekmektir. Bu şut genellikle topa gelişine düz olarak yapılır; ama, tabi ki de çapraz vuruşlar da yapılabilir. Hatta çapraz vuruşlar düz vuruşlara göre çok daha etkilidir; ama, bu vuruş stili genellikle çok aşırı hızlarda yapıldığı için çapraz şut çekebilmek gerçekten çok zordur.

   Bu vuruşu etkili kılan en önemli özelliklerden birisi de çok çeşitli alternatif vuruşlara her an dönülebilmesidir. Ben genellikle bu vuruşa uzak bebekten başlarım. Fakat vuruşun adı gibi bu vuruşu ben tik – tak diye paslaşarak değil de, uzaktaki bebekle topu kendime yani orta bebeğe doğru hızla çeker ve vuruşumu en uygun bulduğum noktada yaparım. Yani bir müddet top uzaktaki bebeğe yapışık şekilde gelir. Sonradan ayrılır ve orta bebekle şut çekilir. İşte burada kalecilerin korkulu rüyaları başlar. Çünkü top uzak bebeğe yapışık halde gelirken forvet her an değişik vuruşlar yapabilir. Bunların değişik alternatif vuruşların en çok kullanılanı ise aynı bebekle yani uzaktaki bebekle topu çekerken orta bebeğe pas yerine, aynı bebekle kalenin yakın ve uzak köşelerine çapraz şutlar çekilebilir. Böylece çok basit bir şekilde kalecinin üç ayrı vuruşa da konsantre olması gerekir. En ufak bir konsantre bozukluğunda ise forvetin golle buluşmaması içten bile değildir. Büyük bir ihtimalle golle de sonuçlanır.

   Bu vuruşu yaparken dikkat edilecek noktalarda vardır. Ben kesinlikle bu vuruşa başlamadan önce topu durdururum. Asla kontrol ettiğim zaman kendi ekseni etrafında hızla dönen toplara bu vuruşu uygulamam, özellikle de dönüş hızı çok yüksekse. Durdurduktan sonra da tüm bebeklerin ayaklarını zeminle doksan dereceye getirir ve topu da bebeklerin tam ayağının yanına çok düzgünce yerleştiririm. Top ne hafif önde olacak, ne de hafif geride olacak; tam bebeğin yanında olacak şekilde yerleştirilecek ve harekete öyle başlanacak. Böylelikle topu çekme hareketine başlarken topun ileriye ya da geriye kontrolsüz kaçma olaylarını engellerim. Top orta bebeğe ne kadar doğrusal bir şekilde gelirse, o kadar etkili bir vuruş yapılabilir.
  
 Bu vuruşu uygulayabilmek için oynadığınız masalar da çok önemlidir. Bu vuruş stili genellikle Garlando ve Mert Spor’un masalarında daha rahatlıkla yapılabilmektedir. Çünkü bu masalardaki bebeklerin ayakları düzgün bir prizma şeklinde olduğundan topu çekerken ve topa vururken gereksiz top kayıplarını en aza indiririz.
   
Bu vuruşun yukarda da belirttiğim gibi çok çeşitli kombinasyonları vardır. Bu vuruşu ustaca uygulayabilmek için hemen hemen her hızda ve her şiddette yapabilmek gerekmektedir. Bu da kalecilere ayrı bir zorluk getirir. Çünkü karşınızdaki kaleciye üst üste çok hızlı ve şiddetli tik-tak vuruşu yaparsak ve kaleci de bunları çok büyük bir ustalık ve konsantre olarak kurtarırsa onun bu yüksek hıza konsantresini kullanarak aynı stilde yine yüksek bir hızla topu kendimize çekip hafif bir şiddetle topu kaleye doğru yönlendirirsek kalecinin bu konsantresini kendimize dezavantaj olmaktan çıkarıp çok büyük bir avantaja çevirebiliriz.

   Ben genellikle bu vuruşu uygularken bilek hareketi yerine avucumu kullanırım. Sadece yavaş şutları tercih ettiğim zaman bilekten şutu tercih edebilirim; ama, o da her zaman değil.

   Bu vuruşun en önemli özelliklerinden biri de top orta bebeğe doğru hızla çekilip orta bebekle vurulduğu için top hedefine doğru giderken kendi ekseni etrafında da çok büyük bir hızla dönerek ilerlemektedir. Bu da top kaleci tarafından tutulsa bile topun gol olma ihtimalini getirir. Bu yüzden bu vuruş kaleden uygulandığı zamanlarda da karşı tarafın kalecisi için çok büyük bir tehlike içerebilir. Çünkü top ilerlerken kendi ekseni etrafında döndüğü için yoluna çıkan her hangi bir bebeğe çarpması sonucu çok değişik yönelmeler yaparak kaleciyi baya şaşırtabilir.
   Umarım bu vuruş profesyonel langırt arenalarında da daha çok kullanılır ve hak ettiği yeri alır. Murat Mutlu’ya da langırta olan bu ilgisinden dolayı ve bizleri langırta olan sevgimizi daha da pekiştirdiği için çok teşekkür ederim.

                                                                                               
                                                                                               Volkan ARMAN

Kalecilik Ölçütleri

Langırtta oyunuyla göze çarpan ve atakları kullanan forvet olsa da kaleciliğin de topu vermemek, oyunu rakip sahaya yıkmak ve kritik zamanlarda gol yapabilmek gibi önemli görevleri vardır. Bir kaleciyi 10 puan üzerinden değerlendirirsek,
Kriterler kabaca,

Topu rakibe vermemek (3)
İyi top çıkmak (3)
Gol savunması (2)
Gol atmak (2) olmalıdır.

Kalecinin temel görevi gol atmak veya gol kurtarmak olmamalıdır. Kaleci forvetinin atak sayısını arttırmak ve rakip forveti oyundan düşürmek için çabalamalıdır.
Eğer bu kriterleri biraz açıklarsak;

1)Topu rakibe vermemek
İyi bir kaleci bölgesine gelen topları kontrol altına almalı veya kontrollü bir şekilde anında çıkmalıdır, ama ne olursa olsun rakibe kaptırmamalıdır. Forvetiniz topu vermemek için didinip dururken, sizin rakibe piyango çıkartmanız forvetinizi çileden çıkarır. Ve oyunun gidişatı için de iyi olmaz. Bu durum tecrübeli olmayan oyuncuların birçoğunun gözünden kaçar, ama iyi kaleciliğin olmazsa olmazıdır.

2)İyi top çıkmak
Hiçbir kaleci elindeki topu rakip forvetten veya orta sahadan sektirip, oyunu kendi bölgesine yıkmak istemez. Belki durup düşünüp, belki oyunu soğutmadan; n’olursa olsun iyi bir kaleci topu rakip orta sahadan geçirmelidir. Topu iyi çıkarmak teknik kapasiteden daha fazlasını gerektirir. Kesme, çekiç, tik-tak, forvete. hepsini yapabiliyor olabilirsiniz. Ama rakibinizi etüd etmez ve sadece kafanızdakini yapmaya çalışırsanız işiniz zor.  Rakip sizi alt etmek için elinden geleni yapacaktır. Karşınızdakinin sizden ne beklediğine bakın, ve beklenmeyeni yapın.

3)Gol savunması
Kalecilere iyi olduklarını en çok düşündüren şey gol kurtarmak veya gol atmak olsa gerek. Göze en çok çarpan da bu iki özellik. İyi gol kurtarmak, iyi gol atmak elbette güzel artılar ama iyi bir kalecinin yarısı olmaya bile yetmez. Eğer karşınızda topu istediği an kalenin istediği yerine atabilen bir forvet varsa en azından bebeklerin birini hareketli yapmanızı öneririm. Kalenin eni 6 top, iki bebeğinizi yanyana koyduğunuzda ise 1.5 top anca gelir. Üstelik toplar çapraz da gidebilir. Tek artınız şu bebeğinizin ucunun değmesi genelde yeterli. Karşınızda yeni başlayan birisi varsa önünde durup hareketine yetişebilirsiniz ki bunun için baya bi yeni olması lazım. Ama iyi bir forveti savunuyorsanız, defans bebeğini topun tam önünde tutmak yerine önünü boş bırakın daha iyi, belki kafası karışır. Avantaj forvettedir, ve iyiyse boş olan yere atacaktır. Nerelere atabileceğini düşünün, ve boşlukları değiştirerek rakibin kafasını karıştırın. Gol elbette yiceksiniz, her kaleci gol yer. Her topu kurtarıcam diye düşünen kaleciler genelde en çok gol yiyen kalecilerdir. Bunun yanında iyi bir defans rakip defansdan veya rakip orta sahadan gelen şutlarda kendi forvetinin aldığı pozisyona göre pozisyon almalıdır. Bu tabi zamanla ve eşinize alışmayla olur.

4)Gol atmak
Sert ve isabetli toplar çıkmak bir defans için büyük artıdır. Ve gol atmak birçok kalecinin langırtta en zevk aldığı şeydir. Defanstan atılan goller, forvet için her zaman rahatlatıcıdır. Özellikle forvetin kilitlendiği anlarda defanstan gelicek bir gol, oyunu çevirebilir. Yalnız rakip defans ve forveti kombine savunduğu zaman işiniz çok zor. Üstüne bir de forvet iyi yaptığınız vuruşu çözdüyse gol atmanız daha da zor. Teknik olarak aynı yerden kesme, çekiç ve tik-tak üç vuruşu da yapabiliyor olmanız sizi rahatlatır. Ama yine de gol atmaya odaklanmayın. Birçok kaleci gol atmaya ve gol yememeye o kadar odaklanır ki sürekli top verirler ve kendi sahalarında boğulular.

Görüldüğü üzere savunmada oynamak,sanıldığından daha karmaşık ve yorucu. Şimdiye kadarki kendi deneyimlerimden çıkardıklarımı paylaştım umarım yardımcı olur.

İngiltere’den mektup var

  Aşağıdaki mektuplar Sayın Erol Tez Bey’in (kendisi bir İTÜ mezunu ve Büyük Britanya’da Profesör Unvanı ile emekli olmuş ama bir Langırt Ustasıdır) tarafımıza bir süre önce gönderdiği bilgilendirmeler ve isteklerdir. Son derece teknik ve yararlı bilgiler içerdiklerine inandığımız için gecikmeli de olsa sitemizde yayınlıyoruz.

Erol Bey’e saygılarımızla

www.langirt.org

 

Merhaba Murat ve Burak

Ben, 1969 Istanbul Teknik Universitesi mezunu, 1972’den beri Ingiltere’de yasayan ve simdi emekli olmus bir universite profesoru olarak 40 sene kadar bir langirt masasina el degdirmis degilim.

Burada, benimle akran bir arkadasim, “Turkiye’de langirt tekrar moda olmus; www.langirt.org sitesine bir bak.” dedi. Web sitenize baktim ve cok begendim; langirt sevenler adina tesekkurler iletirim.

1961-1969 seneleri arasinda bos zamanlarimin cogunu langirt oynayarak gecirdigim icin bu oyunda cok ileri bir meleke / huner / ustalik gelistirmistim. O zamanlar, turnuva veya sampiyonluklar duzenlenseydi, Turkiye capinda basa guresirdim. Belki Turkiye sampiyonu olamazdim. Cunku benim oyundaki amacim ne pahasina olursa olsun gol atmak degil, en guzel, en sahane ve en umulmadik golleri atmakti. Yani langirt’i bir “gosteri” oyunu olarak oynayacak kadar sanatlastirmistim: ‘Harlem Globetrotters’in basketbol oyununu oynadigi gibi.

Simdi, sizden bir konuda tavsiye almak icin yaziyorum. Sitenizi bana bahseden arkadasimla birlikte, 1969 oncesi bir Turk tipi langirt masasi alip Ingiltere’ye getirtmek istiyoruz. Boyle masalarin artik ortada kalmadigi, eskiyip curuyup cope atildigi mutlaka kesindir (veya kesin gibidir). Ortada kalanlar bile, tamir edilemeyecek kadar kotu bir durumda olabilirler.

Soru 1: Cok iyi bir halde olan, veya onarilip iyi kullanim haline getirebilecek olan, 1969 oncesi bir Turk tipi langirt masasini bulmak mumkunmudur? Mumkunse nasil bulunabilir?

Web sitenizde bazi yerli ureticilerden bahsetmissiniz. Birkacinin web sitesine baktim ama bunlarin hicbiri eski Turk tip masa uretiyor gibi gorunmedi. Simdi hepsi, yurt disinda uretilen masalarin benzerleri / taklitlerini uretiyorlar galiba.

Soru 2: Bildiginiz yerli ureticiler arasinda, eski Turk tipi langirt masasi yapan veya ozel siparis uzerine yapabilecek olan bir firma var mi?

Soru 3: Asagida ozelliklerini yazdigim boyle bir masayi satin almamiz veya yaptirabilmemiz icin bize ne gibi tavsiyelerde bulunabilirsiniz?

(Gerektiginde yedek parcalarini temin edebilmemiz icin, birinci el sifirda bir masayi dogrudan ureticisinin kendisinden almak istiyoruz.)

Oneri ve tavsiyelerinizi sizden duymak uzere beklerken tekrar tesekkurlerimi iletiyorum.

Esenlikle kalin.

Dr. Erol Tez
Innovation Centre
De Montfort University
Oxford Street
Leicester LE1 5XY
Ingiltere

NOTLAR:

“Eski Turk tipi masa” derken kastettigim ozellikler (specifications), ya da bizim istedigimiz ozellikleri asagida yaziyorum.

BİRİNCİL (primary, yani en onemli) OZELLIKLER:

1- Oyuncu bebeklerin bulundugu cubuklarin, masanin karsi tarafinda masa disina tasmadigi / cikmadigi tipten masa. Bu, “Tecball” tipi masalari (www.billardbau-lehmacher.de) tamamen disliyor (icermiyor/haric tutuyor).

2- Masanin kendisi, ozellikle oyuncularin bulundugu cubuklar, cok saglam, kuvvetli ve dayanikli olmali (yani, paslanmaz celikten yapilmis rotlar ve borular) ve kuvvet altinda egilip bukulmemeli. (Bizim oyun tarzimizdaki bazi vuruslarda, cubuklarin uzerine belki 50 kilogram’dan fazla ani bir kuvvet dusuyor.)

3- Oyuncu bebekler:

3 a- cubuklara vida ile tutturulmus olmali (Bu, sadece bebek yerinden gevsediginde vidayla cikistirmak icin degil, bebeklerin arasindaki mesafeyi, ve boylelikle bir cubuk uzerindeki ilk ve son bebek arasindaki toplam mesafeyi, ayarlamak icin gerekli. Bu, ayni zamanda, cubuklara dusen oyuncu bebek sayisini ve toplam bebek sayisini duzenlemek icin gerekli. Biz, tek taraf icin 1+2+4+3, toplam 10, oyuncu bebek duzenlemesi olan masa istiyoruz. Bu istek, baska tur duzenlemesi olan ve bebeklerin cubuklara daimi olarak sabit tutturuldugu yani bebeklerin cubuklardan demonte edilemez oldugu masalari tamamen disliyor/haricte tutuyor.)

3 b- malzemesi plastikten degil, tercihen bir metal (mesela aluminyum) alisimindan dokme olmali. (Bunun sebebi sadece saglamlik veya dayaniklik degil. Bir oyuncu bebegin ozgul agirligi, dolayisi ile toplam maddesel kutlesi, ne kadar yuksek olursa, vurusta topa kazandirdigi moment / darbe / ivme / hiz o kadar cok olur).

3 c- Oyuncu bebek ayaklarina lastik hortumdan yuzuk seklinde kesilmis pabuclar takilabilmeli. (Bunun icin, bebeklerin ayak kismi tek parca, dikdortgen veya bir miktar eliptik / oval kesitinde olmali ve asagi dogru daralan konik bicimde olmamali – konik olursa hortum pabuclar yerinden cikar.)

4- Masanin oyun zemini kaygan olmamali. (Zemin tercihen tahta, mesela en az 12-15mm kalinliginda kontraplak’tan yapilmis olmali – ama kesinlikle mantar degil, cunku mantar dayaniksiz, cok esnek ve tutucu. Zemin kaygan/parlak olmayan bir boya ile kaplanmis olmali. Simdiki masalarin cogu galiba cam zeminli. Zeminin kendisi saglam, dayanikli ve her dogrultuda duz ve cok az esnek olursa yapildigi madde – mesela cam – o kadar onemli olmayabilir. Cunku zemin, icinde belli miktar lastik/rubber bulunan bir boya ile boyanip/kaplanip zeminin kayganligi giderilebilir. Cam zemin tercih etmiyoruz, cunku yeteri kalinlikta degilse, vuruslarimizin kuvveti altinda kirilabilir.)

5- Toplar, ortalama bir ozgul agirlikta (~ 1 – 1.5 gram/santimetrekup, yani aluminyum kadar cok degil, bazi plastik cinsleri kadar az degil) bir maddeden yapilmis olmali. Ozgul agirligi yuksek ve sert (high density) plastik olabilir ama tercihen (eskiden oldugu gibi) simsir agacindan yapilmis kure olmali (sert ve az bir miktarda esnek).

İKİNCİL OZELLIKLER

6- Simdiki masalarda zemininin kenarlarina ve koselerine konan egik duzlemler konmamali; halihazirda konmus ise, sokulup cikarilabilir olmali; masanin yan duvarlari ile zemin her tarafta 90 derecelik aciyla duzgun birlesmeli. (Bu, duvardan yansitmali vuruslar icin gerekli.)

7- Yukardaki 6.inci ozelligin gerektirdigi diger ozellikler:

7 a- Rot uzerinde kayan boru cubugun masa kenarina gelen uclarindaki durdurma (stop) halkasi ve bu halka ile masa kenari arasinda bulunan yaylar oyle olmali ki, cubugun en ucundaki oyuncu bebek masa kenarina dogru iyice itildiginde, bu bebek ile masa kenari arasinda bir top capindan cok daha fazla bir mesafe bulunmasin. (Yani masanin uzun kenarlara egik duzlem koyma ihtiyaci olmasin. Koselerdeki egik duzlemler belki yerinde birakilabilir.).

7b- Masanin uzeri acik olmali; cam ile kapli olmamali, ki masanin zeminine el ulasabilsin.

8- Kalecinin bulundugu cubugun, masanin kale kenarinin dusey yuzeyinden uzakligi oyle olmali ki, kaleci tam dusey durdugunda bu duzey ile kalecinin arasindaki mesafe bir top capindan fazla buyuk olmasin (Bazi masalarda kaleci, kale dusey duzleminin cok onunde duruyor / bulunuyor ve dolayisiyla arkasindaki boslugu kapatmasi icin duseyden geriye/kaleye dogru egik tutulmasi gerekiyor. Bu tutus ta kalecinin onundeki boslugu, yani defans cubugu ile arasinda olan mesafeyi buyutuyor ve iyi savunma yapmayi engelliyor.)

10 – Masa sahsi kullanim icin (yani ticarethane icin degil) oldugundan, en basit ve en az ivir-zivira sahip olmali.Yani hic bir jeton mekanizmasi olmayan, hic bir elektronik takimi (feature/ozellik) bulunmayan, kaleye giren toplarin tekrar masa ustune alindigi mekanizmasi en basit olan bir masa.

 

Merhaba Murat,

Her iki mesajin icin tesekkurler. En basta, gosterdigin ilgi icin cok tesekkurler.

“Kalabak Faciasi”na baktim. O sayfada gorunen masa, bizim gecmiste oynadigimiz masalara benziyor. Ureticisinin temas detaylarini (telefon numarasi, ek olarak is yeri adresi ve varsa onlarin web sitesinin adresini) ogrenmekten mutlu olacagim.

Kalabak sayfasinda yazdiklarinizi cok iyi anliyorum. “Her horoz kendi coplugunde oter” dedikleri gibi, her cambaz da ancak kendi sirkinde veya kendi aletiyle cambazlik yapabilir.

Izmir’e ugrama firsatim olsa da gelip sizle Italyan tipi masalarda oynasam, oyun benim icin facia olur. Ayni sekilde, Kalabak’a gidip oradaki masalarda oranin ustalariyla oynasam, gene facia olur benim icin. Ama, Kalabak’ta en az bir kac hafta kalip oradaki masalara alisirsam, durum cok degisebilir.

Senden isitmek uzere tekrar tesekkurler.

Erol Tez

 

Selamlar Murat ve Burak,

Her ikinize de mesajlariniz ve gosterdiginiz ilgi icin cok tesekkur ederim.

1969 oncesi Turk tipi langirt masasi yapan firma kalmamis olmasi / bulunmamasi benim icin uzucu. Cam tabanli, yeni tip (Avrupa ya da Amerikan tipi) masalarda oynamak veya oynamayi denemek hic icimden gelmiyor, cunku bu benim icin buyuk bir husrana (cok oynamak isteyip, eskiden oldugu gibi iyi oynamaya calisip ta bir turlu becerememenin getirecegi hayal kirikligi ve tatminsizlige) yol acar.

Bu hisleri anlamaya yardimci olmasi icin iki ornek vereyim (eski anilardan).

1) Oyun salonuna gore (her yerde ayni kural gecerli degildi), kaleye giren top bir gol sayilirdi, ama oyle kuvvetli bir sut (atis/vurus) ile gol atilip ta top karsi kaleden firlayarak geri cikarsa, iki gol sayilirdi. Bunlara “Baban gelse kurtaramaz” golu denirdi.

Gunlerden bir gun, kendi defansimdan buyuk kuvvetle cektigim bir sut karsi kaleye direk girip oyle bir geri firladi ki, top havada en az 3-4 metrelik parabolik bir yorunge izleyip, benim sol tarafimda 2-3 metre otede Tilt makinasinda oynayan birinin pardesusunun cebine girdi. (Simdi Turkiye’de Tilt oyun makinalari var mi, bilmem). Bunun farkina varmayan, tam o anda makinasi Tilt oldugu icin cebinden 25 kurus cikartmak uzere elini cebine atan bu kisi, cebinden para yerine topu cikartinca, golun siddetinden agzi acik kalmis seyirciler kahkahalara boguldu.

2) Bir sut ornegi: (Bu, daha komplike bir manevranin sadece bir parcasi/adimi ama en son adimi olabilir. Sut tek basina yapildigindaki durumu ornekliyorum.)

Top, benim forvetin uc oyuncusundan birinin (genellikle ortadakinin) ayaginin altinda. Topa hic bir darbe/vurus yapilmiyor. Oyuncu hafifce one ve yana dogru birazcik kaydirilirken,  top sadece oyuncunun pabucu altinda zemine iyice bastirilip sikistiriliyor. Sonucunda, top, oyuncunun kaydigi yonun tersi yonde harekete baslayip, yarim-cember ya da yarim-elips gibi egri bir yorunge izleyerek, karsi tarafin defans oyuncusu ile kalecisinin arasindaki kucuk aciklik/araliktan kaleye giriyor. (Karsi kaleci ve defansin oteki tarafindaki aciklik cok daha buyuk ve cok daha kolay gol atilabilir ama bizim amacimiz en umulmadik ve en zor golleri atmak).

——

Yukardaki birinci ornekteki sut kuvvetinden dolayi, Burak’in bahsettigi tip (oyuncu cubuklarinin masanin karsi tarafindan disariya ciktigi tip) masalar akla daha yatkin gibi, daha saglam olabilirmis gibi gorunuyor. Fakat, kanimca, gercek boyle degil ve o tip masalarin buyuk bir dezavantaji var (benim gibi oynayanlar icin).

Saglamlik/dayaniklik (eski Turkce mukavemet) en basta, cubugun yapildigi malzemeye/metale bagli. Demir cubuklar eninde sonunda bukuluyor, egriliyor. Cubuklar, celik alasimindan yapilmis olmali ve cubugun capi / kalinligi yeterli miktarda/buyuklukte olmali. Bu iki sart, karsi taraftan disari cikan cubuklara onemli bir dezavantaj getiriyor.

(Bu dezavantaj, o tip cubuklarin sundugu kullanissizlik/elverissizlige ek olarak geliyor. Kendi oyuncu cubugu yerine karsi tarafin cubuk uzantisini aceleyle yanlislikla yakalamayi, veya karsi tarafin cubuk uzantisinin aniden kendi gobegine girmesini kim ister?)

O tip cubuklar, masanin eninden daha uzun (~ masa eninin bir bucuk kati kadar bir uzunlukta) oldugu icin, kalin demirden/celikten (demir ve celigin yogunlugu – ozgul agirligi – ayni = ~ 7.8 gr/cm-kup) yapildiginda toplam kitle veya agirliklari cok fazla oluyor. Cubugu, masa eni dogrultusunda asagi/yukari dogru hareket ettirmek icin, butun cubugun toplam kitlesini hareket gecirmek (ivmelemek) zorunlulugu var. Bu durum ise, yuksek ivmeleme kuvveti ( kuvvet = kitle x ivme) gerektiriyor.

Bu kuvvet, sadece cubugu asagi/yukari hareket ettirmek icin, yani manevra yapmak icin gerekli, ama oyuncunun topa vurmasi icin gereken kuvvete yaklasik hic bir katkisi yok (cunku oyuncunun topa uyguladigi vurus kuvveti, cubugun uzunluguna genelde tam dik bir yondedir; oyuncular cubuga 90 derecelik dik bir duzlem icinde donduklerinden dolayi).

Oyuncunun topa vurus kuvvetinin buyuk olmasi icin, cubugun kendisinin degil, cubuga takili oyuncu bebeklerin kitlesinin/agirliginin buyuk olmasi gerekli. Bu yuzden, oyuncu bebekler, plastik degil metalden (an azindan dokme aluminyumdan) yapilmis olmali.

Benim bahsettigim, rot uzerinde teleskopik kayan silindir/borudan yapilmis cubuklarin avantaji, yukardaki dezavantajin tam tersi. Kuvveti karsilamayi / kaldirmayi beceren, saglam ve dayanikligi saglayan parca, celikten yapilmis rotun kendisi. Rot, masaya sabit tutturulmus oldugu icin, ne kalinlikta veya ne agirlikta olursa olsun, hareket etmiyor, yani hareket ettirilmesi gerekmiyor. Masa eni dogrultusunda hareket ettirilen sey, rot uzerinde kayan silindir/boru ve ona tuturulmus oyuncu bebekler. Bu boru, karsi taraftan disari cikan tipteki bir cubuktan daha kisa ve cok daha ince. Dolayisiyla, celikten yapilmis olsa bile, borunun toplam kitlesi, disari tasan tipteki cubugun toplam kitlesinden cok daha az. Bu ise, manevra yapmayi cok kolaylastiriyor, ve parmak ve bilek hareketlerinin topa vurma uzerine yogunlasmasini sagliyor. Disari tasan cubuklarda ise, bilek ve parmak hareketinden daha ziyade, kol hareketine ihtiyac var (tum cubugun kitlesini harekete gecirmek icin).

Arzuladigim tipten bir masayi ozel olarak yaptirmak icin, benim Turkiye’ye gelip bu ise zaman ayirmamin gerekli oldugunu saniyorum. Cok sik Turkiye’ye gelebilen biri degilim, ama gelecekteki bir seferde firsat olur da Izmir’e gelebilirsem, size onceden haber ederim. Belki bir “Kalabak” ziyareti yapariz birlikte.

Her ikinize de basarilar ve iyi sanslar diliyorum.

Saglicakla kalin.

 

Erol Tez

[Uzun yazdim. 30 seneden fazladir Turkce’yi yazi dili olarak kullanmis degilim Umarim, kendimi ifade edebildim. En azindan, Turkce yaziyla bunu denedim; Turkce klavye’ye sahip olmamama ragmen.]

 

Merhaba Murat,

Samimi ve icerikli mesajin icin cok tesekkurler. Mesajin, uzerinde konusulabilecek bir cok konu iceriyor. Ana nokta olarak belirleyebildiklerimin bir listesi asagida: [Koseli parantez icindeki numaralar, senin numaralarin].

1- Turkiye’deki Langirt camiasi

2 – Turkiye’de ki Langirt yasagi

3- Turkiye’de ki Langirt masasi ureticilerinin tutumlari/davranislari

4- Anamalcilik (kapitalizm) den – bence hakli olarak – duyulan nefret

5-a) Langirt.org olarak Turk tipi standard bir masayi (once dizayn/tasarim etmek sonra da) uretmek, ve

5-b) bunun Turkiye’nin genel masasi olmasini saglamaya calismak

6. [1]  Hiz ve teknik

7. [2] Masa spesifikasyonlari (zemin, top vs.)

8. [3] Teleskopik rotlar

9. [4] Bebek ayaklari/pabuclari

10. Turkiye’de ozel-imal edilen Masa maliyeti

Bu konularin hemen hepsinde, o alanda otorite sahibi bir kisiymis gibi konusmaya ne hakkim var, ne de bu bana uyar.  Zaten, konu konuyu acar ve giderek kendimizi buyuk bir denizin icinde savruluyor buluruz. Sadece bazi noktalara ait goruslerim olabilir ve bunlari acizane bir sekilde belirtmege calisacagim. Bu yaziya baslangic olarak “Hiz ve Teknik” konusunu ele alalim. Sonrasi nasil gider, ben de bilmiyorum.

Hiz ve Teknik

Bu konuda bahsettigin noktalarin coguna katiliyorum. “Teknik” terimi ile ne kastedildigini, sen, ben veya (Langirt olmasa bile) bir oyunu hakki ile oynamaya calisan herhangi bir kimse anlayabilir. “Hiz” terimine Langirt acisindan getirdigin ayrintilar (pas hizi, yatay manevra hizi, sut hizi) yerindedir/uygundur Ama genelde, “hiz-teknik” bileskesinden bahsedildiginde,  “hiz” bileseni baska turlu anlasiliyor/yorumlaniyor

Ilk once, sunu belirtmeliyim: “Hiz” ve “Teknik”, bir paranin iki yuzu gibi birbirinden ayrilamayan (ayrilirsa, para, para olmaktan cikar) ayni bir tek seyin iki ayri goruntusu/yuzu (ingilizce: ‘aspect’). Bu bir tek ‘sey’in adini su anda koymayalim, sonra koyariz. ‘Hiz’ ve ‘Teknik’ i birer bilesen olarak dusunursek, ortaya cikan bileske’nin adini henuz koymuyoruz.

[Kimyasal ornek: Hidrojen ve Oksijen birer bilesen olarak, belli oranda – iki H atomuna karsi bir O atomu – birlestirilip te ‘su’ (H2O) bileskesi ortaya cikinca, artik Hidrojen veya Oksijen’den tek tek bahsedemeyiz; ‘su’dan bahsedebiliriz.]

Iki bilesen kavrami, bizi bilesenler arasindaki oran (yuzde kaci ‘teknik’, yuzde kaci ‘hiz’ olmali gibi) sorusuna gotururur ki bunun, konumuz acisisindan cok dogru bir yaklasim oldugunu sanmiyorum. ‘Oran’ konusu, sonul (extreme) miktarlarda (0% ve 100%) dusunulurse, su sorulara yol acar: “Hizsiz teknik olur mu?”; “Tekniksiz hiz olur mu?”.

Bu sorulari yanitlamadan once, “Hiz” terimine biraz daha aciklik getirelim. Senin bahsettigin ‘hiz’ tanimlamalarini ben iki gruba ayiriyorum: 1- Top hizi (pas sirasinda veya sut atildiginda topun hizi), 2- Oyuncu bebek hizi (manevra surecinde topa vurmadan onceki ve tam vurdugu andaki hizi). Bu iki materyelin (topun ve bebegin) hizlari, genelde ani (enstantane) hiz olarak belirlenip metre-bolu-saniye birimiyle olculebilir.

(Bu konu, yani oyun sirasinda olusan mekanik olaylarin dinamik incelenmesi, bizi darbe/impulse, momentum (hiz carpi kutle) dengesi, ivme/akselerasyon, kuvvet ve moment/torque, surtunme katsayilari vs. vs. gibi olgulari incelemeye goturur ama simdiki amacim bu degil.)

Yukarda ima ettigim gibi, genelde “hiz” dan bahsedildiginde kastedilen sey, ‘top’ hizi veya ‘bebek’ hizi degil (yani top’un ani/enstantane hizi veya bebek’in ani/enstantane hizi degil). Genelde ‘hizli’ oyun denilince kastedilen, oyunun seyir surecinin ortalama hizi. Bu yeni ucuncu hiz kavramini, yani ‘seyir hizi’ ni soyle birimlerle tanimlayabiliriz:

Ornek 1: Belli bir sure – mesela bir dakika – icinde topun masa zemininde toplam ne kadar mesafe katettigi olculebilir.Boylelikle,  Seyir hizi = toplam mesafe / toplam sure (burada / isareti bolu demek) olarak metre/saniye birimiyle saptanabilir.

Ornek 2: Belli bir sure – mesela bir dakika – icinde, her iki tarafin oyuncularinin topa toplam kac kere vurdugu sayilabilir. Boylelikle, Seyir hizi = toplam vurus sayisi / toplam sure olarak vurus/dakika birimiyle saptanabilir.

Oyuncular (genelde oynayan kisiler, ozelde oyuncu bebekler) hic beklemeden ne kadar sik (yani ne kadar kisa araliklarla) ve ne kadar cabuk ve hizli topa vururlarsa, oyunun ‘Seyir hiz’i o kadar yuksek olur. Bu ise, topa gelisi guzel, rasgele ve tesadufi olarak vurmayi getirir. Topun nereye gidecegini belirleyip bunun gerektirdigi sekilde vurmak yerine, “top karsi kaleye dogru gitsin de nasil giderse gitsin” davranisiyla oynanan bir oyun ortaya cikar.

Son asamada, bunun ornegi soyle olur:  Her oynayan kisi, oyuncu cubuklarini olanca hizlari ile asagi/yukari hareket ettirirken cubuklari saatin tersi yonde devamli olarak olanca hizlari ile dondururler. Topun disari kacamadigi, uzeri camla kapli masalarda en yuksek ‘seyir hizi’ olan oyun boyle ortaya cikar. Iste, benim kanimca, “Tekniksiz Hiz” (100% hiz, 0% teknik) boyle olur, ama bana gore, bu oyun benim anladigim veya oynamak istedigim “Langirt” oyunu olamaz.

Peki, “Hizsiz Teknik” olur mu?

Bir onceki mesajimda verdigim iki ornekten birincisi (adamin cebine giren top) ‘hiz’ orneklemesi, ikincisi (daire cizen top) ise ‘teknik’ orneklemesi olarak dusunulebilir.

Kanimca, 1- Top Hizi, 2- Bebek Hizi, 3- Seyir Hizi hepsi birlikte ele alinirsa, “Hizsiz Teknik” olmaz. Belli bir ‘top’ ve ‘bebek’ hizi olan ama ‘seyir hizi’ cok dusuk olan bir durum mutlaka olur: Ornek, penalti sutlari, gerek Langirt’ta gerekse normal bir futbol macinda.

On beser dakikalik uzatma sureleri bittiginde hala beraberligin devam ettigi bir futbol final macinda, penalti cekilirken oyun ‘seyir hizi’ yaklasik dakikada bir vurus. Halbuki, normal oyun sirasinda, ‘seyir hizi’ yaklasik dakikada 40-50 vurus.Bununla birlikte, penalti cekilirken ‘seyir hizi’ cok dusuk olmasina ragmen, topun ve topa vuran oyuncunun bacaginin hizlari oldukca yuksek. Bu hizlar ne kadar yuksek olursa, penalti o kadar kurtarilamaz bir vurus olabilir, oyle ki vurus kalecinin kucagina isabetlenmesin.

Penalti vurusunun (top ve bacak) hizi ne kadar dusuk/yavas olursa, vurusun ‘teknik’ iceriginin o kadar yuksek olmasi gerekir ki gol atilsin. Ornegin, top, kale direklerinin ‘doksan’ dedigimiz kosesine tam isabet ettirilmeli ve direkleri siyirtarak aglara girmeli. Tabii ki bu durumda da, sutun hizi belli bir minimumdan yuksek olmali. Bu mimimumu belirleyen sey,  top oyuncunun bacagindan kaleninin kosesine gidene kadar ki zaman icinde, kaleci ucsa bile kalenin kosesine ulasamali.

Bir penalti atisinda yuksek ‘teknik’, kaleciyi ters koseye (mesela sola) yatirip topu diger koseden (sagdan) aglara cakmayi icerir.

‘Hiz’in yanisira ama oncelikle ‘Teknik’ acisindan, Langirt oyununda su noktalar onemlidir sanirim:

1- Top hakimiyeti/kontrolu (gerek paslarda gerekse sutlarda)

2- Vurusun isabet hassasiyeti (yani, top gonderilmek istenen noktaya ulastigi tam o anda, topun bu noktaya gercekten ne kadar yakin/uzak oldugu; mesela +/- 1 milimetre)

3-  Vurusun tekrarlanabilirligi (mesela 10 veya 100 deneme icinde kacinin istenen vurusu basari ile – yani gereken isabet hassasiyeti ile – gerceklestirdigi)

4- Oyuncu kisi olarak kendinin ve karsi oyuncunun fizyolojik reaksiyon / tepki zamanlari (daha dogrusu bu zamanlar arasindaki fark) ve bu reaksiyon zaman farkini cogaltmak icin yapilacak ‘Langirt’ manevralari.

Bu gibi ‘teknik’ konulara, eger firsat olursa, ilerde deginebiliriz.

Simdiki konunun ozeti: (bence) ‘Hizsiz Teknik’ ya da ‘Tekniksiz Hiz’ olmaz. Bu ikisinini birlikte iceren seyin, yani  ‘teknik’ ve ‘hiz’in bileserek ortaya cikardigi seyin adini “Oyun Teknigi” olarak koyabiliriz.

Cesitli oyuncular birbirinden farkli “Oyun Teknik”leri ile oynuyor. Bu ‘oyun teknikleri’ oyuncu ile langirt masasi arasindaki girisimden kaynaklaniyor, ve bu girisimin sonuclari ancak uzunca bir zaman gerektiren bir surec icinde gelisip ortaya cikabiliyor.

Bu durumda, ana soru su: “Oyuncu mu masaya uymali; yoksa Masayi mi oyuncuya uydurmali?”

Iste bu soru, senin mesajinda resmettigin Turkiye’nin genel durumu icinde kolayca cevaplanabilecek bir soru degil.

 

Simdilik bu kadar yeter sanirim.

 

En iyi dileklerimle,

 

Erol Tez

 

Merhaba Burak ve Murat,

Burak’tan da samimi ve icerikli mesaj gelince, “bu is galiba sandigimdan daha ciddi” diye dusunup, hayatimda ilk defa ‘langirt/table-football’ konusunda bir internet/web-dolasmasi (surfing) yaptim ve benim icin yeni olan bir cok sey ogrendim.

Ilk bastan bahsettigim gibi, 40 senedir langirt ile hic bir iliskim olmamisti. Buradaki bir arkadasimin “Turkiye’de langirt yeniden moda olmus. Bir langirt masasi alalim.” demesi, icimde artik kullenmis eski bir sevdayi yeniden tutusturmustu. Orta okuldayken asik oldugun ama olaylarin zorlamasi ile istemeyerek ayrildigin, ayrildiktan sonra da bir daha gormedigin eski sevgilinle aradan cok uzun zaman gectikten sonra tesadufen tekrar karsilasmak gibi bir durum oldu bu. Boyle bir karsilasma ertesi akildan gecen seyler, “Bunca yildan sonra, megerse ben cok degismisim. Eski sevgilim hala guzel. Ama o da cok degismis” gibi dusunceler oluyor.

Gerek kendinin gerekse artik coluk-cocuga karismis eski sevgilisinin simdiki durumlarini goze aldiktan sonra, orta okul zamanindaki o yakici askin kullerinin tekrar tutusturulamayacaginin, eski sevgilisiyse tekrar birlesmesinin pratik olarak imkansiz oldugunun bilincine varan birinin hissettigi burukluk, oyle bir tesadufi karsilasma olayinin biraktigi hislerin basinda geliyor. Iste, web-surfing’den sonra bana gelen hisler de bunun gibi.

Yani, benim bu sevdadan, daha dogrusu o eski sevdayi yendiden tutusturma dusuncesinden vazgecmem gerek. Bunun bir suru sebebleri var benim sahsi acimdan, ama en temelinde “ben degismisim; eski sevgilim de degismis” gercegi yatiyor. Bahsettigim gibi bir tesadufi karsilasma sirasinda, ‘artik eskisi gibi sevgili olamayiz ama arkadas kalabiliriz’ bilincine varan birinin eski sevgilisine ve onun kocasina diyebilecegi gibi, ben sizin icin (Murat, Burak, www.langirt.org ve genelde Turkiye’de langirt icin) ne yapabilirim; size nasil yardimci olabilirim?

Genel tecrubelerimden yararlandirma, fikir verme, gorus belirtme vs. gibi seylerin disinda cok fazla bir sey yapabilecegimi sanmadigim halde, gercekten ictenlikle ve gercekten ciddi olarak soruyorum: sizin icin ne yapabilirim?

Boyle bir konuyu inceleyip bir sonuca ulasmak, e-posta yazismalari ile, veya telefon konusmalari ile pek mumkun degil. Tabii ki, en iyisi yuz yuze konusmak. O durumda da, konusan taraflarin bir birini iyi tanimasi gerekli ki, gerceklestirilmesi arzulanan amaclarin nereden kaynaklandigi, nereden gelip nereye gidecegi taraflarca iyi anlasilabilsin.

Asagidakileri bu sebeble yaziyorum.

Su anda, benim langirt konusunda hic bir iddiam yok. Oyuncu olarak yerel veya uluslararasi turnuvalara katilma, sampiyon olma gibi bir hevesim de yok. Langirt masasi uretme (gerek Turkiye’de gerekse Avrupa’da), pazarlama veya satisini yapip bundan ticari kazanc saglama gibi bir istegim yok. (Ozellikle Turkiye’de) langirt oyununu daha yayginlastirma, populerize etme, ona sayginlik kazandirma, ya da bu oyunu ve oynayanlarini orgutleme ve kurumsallastirmaya yonelik egilim veya istegim yok.

Istedigim sadece, eskiden oynadigimda zevk aldigim gibi bir masaya sahip olmakti. Simdi dusununce anliyorum ki, idealimdeki gibi bir langirt masasina sahip olsam dahi benim sorunum cozulmez. Cunku, oyle bir masada benimle langirt oynayacak (daha dogrusu, oynadigi oyun duzeyi ile bana o oyundan zevk aldirtacak) bir kimse (Turk veya Ingiliz) buralarda yok. Turkiye’de olabilir, ama bu benim masami alip Turkiye’ye gelmem demektir ki o da simdilik olanaksiz. Ancak, gercek anlamda ’emekli’ olup (yani ekonomik ve sosyal bagimsizligimi tam kazanip) yerlesmek icin Turkiye’ye donersem mumkun olabilir. Oyle bir durumda, sizi ve arkadaslarinizi misafir etmek benim icin bir zevk olur.

Ilk basta dedigim gibi, yaptigim web-dolasmasi sonucu, sizin bildiginiz bir cok seyi ben yeni ogrendim. Zaten, bu web-dolasmasina www.langirt.org ‘ dan yola cikarak basladim.

Web’te langirt/table-football/fusball/babyfoot vs.konusunda bulunan materyelin hacmi sasirtici buyuklukte geldi bana. Anladim ki, langirt oyunu, sadece Turkiye’de degil dunya capinda cok yayginlasmis, gelismis ve orgutlenmis. Cesitli ulkelerde, ulusal federasyonlar kurulmus. Langirt’in Uluslarasi Olimpiyat Komitesi (IOC) tarafindan olimpiyatlarda yarisilabilecek bir oyun olarak kabul edilmesi icin gerekenler yapilmaya baslanmis. Ogrendim ki, degisik ulkelerde farkli oyun tipleri hakim. Bu farkli oyun tiplerinin temelinde, o ulkede en yaygin olan masa tipi yatiyor. Dunyada ileri gelen, profesyonel (yani cocuk oyuncagi degil) masa ureticilerini ve bunlarin masa tiplerini tanidim. Bu konuda, ozlu bilgiyi bir arada toplu sunan su iki web sayfasi bana faydali oldu:

http://www.a-better-tablefootball.be/tables.htm

http://www.britfoos.com/HowToPlay/Tables/TableClasses.php

(Dedigim gibi, 40 yildir langirt ile ilgilenmedigim icin, bu bilgilerin hepsi bana yeni.)

Yerel veya ulusal yarismalar, o yorede hakim olan tipten masalarda yapiliyor (ornegin, Amerika’da Tornado tipi masa, Italya’da Garlando veya FAS tipi masa). Tahmin edebilegim bir sey oldugu halde ogrendigimde ilginc gelen bir sey su oldu: Uluslararasi yarismalarda, bir tek turnuva degil, bir cok turnuva yapiliyor ve bunlarin her biri belli bir masa tipi uzerinde oluyor. Yani, bir tek langirt sampiyonu yok, Tornado masasinda oynayanlarin sampiyonu var, Garlando tipi masada oyanayanlarin sampiyonu var, Bonzini tipi masada oynayanlarin ayrica baska bir sampiyonu var, vs. vs.

(Bu durum, ilk yazilarimda olan, “Her horoz coplugunde oter. Her canbaz ancak kendi aletiyle cambazlik yapabilir” ifadesinin bir gostergesi.)

Web’de (YouTube etc.) muazzam / saheser / efsanevi / mukemmel vs. gibi sifatlarla gosterilen langirt vuruslarindan bazilarinin videosunu seyrettim.

(Bu tur vuruslarin bir listesi,  http://www.britfoos.com/HowToPlay/Videos.php sayfasinda var.)

Bence, bu vuruslarin ancak bazilari guzel ve gercekten (zaman icinde ve egzersiz/antreman sonucu kazanabilen) beceri gerektiriyor. (Bu tur vuruslarin Turkce ya da Ingilizce adlari benim icin yeni. “Ters Kepce” gibi eskiden kalan bir kac isim disinda bana bir vurus adi soyleseniz, o vurusun ne oldugunu hayalimde canlandiramam.) (Bu video kliplerini seyredince, nostaljik bir hisle dusundum ki bir zamanlar benim yaptigim vuruslar, amaci ve tarzi farkli olmasina ragmen, bu ‘efsanevi’ sayilan vuruslardan hic geri kalmazdi. )

Bu ‘efsanevi’ vurus videolarindan cikarilacak ana sonuc su:

Bu vuruslarin hepsi masaya ozel.

Bir onceki ‘hiz ve teknik’ konulu yazimda, “Oyun Teknigi” terimini tanimlamaya calismistim. Oyun Teknigini iki oge (eleman) belirler: 1- masa ve 2- oyuncu kisi. Daha dogrusu, Oyun Teknigi bu iki eleman (masa ve oyuncu) arasindaki girisim/etkilesim tarafindan belirlenir.

Bir Oyun Teknigi turu/cesidinin belli bir oyuncu kisinin sahsinda materyalize olmasina (ortaya cikmasina) o kisinin “Oyun Tarzi” diyebiliriz. Bir kisinin yaptigi vurus cesitlerinin cumlesi, o kisinin Oyun Tarzini olusturur. Yani, bir kisinin yaptigi ozel bir vurus, o kisinin Oyun Tarzinin bir parcasi/elemani dir. Dolayisiyla, o olagan-ustu vurus, kisinin masaya-ozel Oyun Tekniginin parcasi/elemani dir. Kisacasi, bir kisinin yaptigi ozel veya olagan-ustu bir vurusu, kisinin oynadigi masa tipi (daha dogrusu, kisinin oynadigi masanin bizzat kendisi) belirler.

Seyrettigim videolarin icinde, benim kendi “Oyun Tarz”ima en yakin olanini, Fransiz yapisi Bonzini marka masada buldum. Belki biliyorsunuzdur ve daha once seyretmissinizdir ama olsun, bu mesaja Bonzini’nin bir reklam vidoesunu ilistiriyorum (Bonzini_action.wmv).

Bu video klip’te, asagidaki uc (3) sey gosteriye sunuluyor denilebilir:

1- Paslasma (orta cubukla forvet cubugu arasinda)

2- Sutlar (en cok forvetten)

3- Top kontrolu/hakimiyeti

Gosterilen orta-cubukla forvet cubugu arasindaki pas atislari, hizli / seri ve direkt / dogrudan oldugu icin guzel. Fakat, diger butun olagan-ustu atislarda oldugu gibi, bu paslarin “tekrarlanabirlik orani” gercekte cok dusuktur. Video sadece basarili olan atis/pas/vurus ornegini gosterir. (Tekrarlanabirlik terimini gecen yazimda tanimlamistim.)

Nacizane bir sekilde soylemek gerekirse, ben formumun tepesinde oldugum zamanlar, ilisikteki videoda gosterilen top-kontrolu ve forvet sutlarindan cok daha iyisini, beceriklisini, gosterislisini yapardim.

Gosterilen forvet sutlari, Burak’in dedigi gibi hizli / seri ama basit (basit = karmasik’in tersi) ve gosterissiz (al-beni’si / attractivity’si pek yok). Ek olarak, bu sutlarin bazilari “bos kale”ye cekiliyor (dikkatle bakarsaniz, o sutlarda, karsi tarafin kaleci ve defans cubuklarini tutup ustalikla oynayan bir kisi yok).

Gosterilen top-kontrolu iyi ama (tek oyuncu bebek altinda veya yan yana iki oyuncu bebek arasindaki) top-hakimiyeti acisindan kesinlikle daha iyi olabilir, cunku bir tek cubukta (forvet) topla yapilan manevralar o kadar kendinden emin, kesin ve kararli gozukmuyor (bunu, o manevralari kendimin yaptigini hayal ederek soyluyorum.)

Bu Bonzini masasinda top-kontrolunun sirri, kullandiklari toplarin mantar’dan yapilmis olmasinda. Bu tip top ise, bence “Langirt”in langirt olma ruhuna aykiri dusuyor. (Bu videoda, o hizli/seri gorunen penalti atislarinin cikardigi sesi bir dinleyin.)

Web sitenizde, Ilker Adiguzel’den aktardiginiz “Langirt Sesi” yazisinda, bazi dogru ve degerli ifadeler var, “Langirttaki en buyuk zevk bu sesin duyulmasi olsa gerek” gibi. Fakat, yazinin icerigi eksiktir ve bir butun degildir. “Langirt” sozcugunun Turkiye’de nasil ortaya ciktigini bildigim icin, “ici bos teneke sesi anlamina gelen langir” dan turedigini sanmiyorum.

Ozetle, ben size benim idealimdeki masa tipini (yani benim kendi “Oyun Tarzi”ma en uygun olan masa tipini) tarif edebilirim. Fakat, bu sizin isinize ne kadar yarar, bilmem. Bunun disinda, sizin icin baska ne yapabilirim, onu da bilmiyorum. Bunu bana bildirirseniz, elimden geleni yapmaya calisirim.

Simdilik hosca kalin.

 

Erol Tez