Burak’ın altın kuralı

Sakın aman ha oyunu kazanmayı veya kaybetmeyi ciddiye alayım demeyin. Bu sizi kilitler, beyniniz uyuşur durma noktasına gelir, kaslarınız sertleşir, hareket etmez olur. Adeta el freni çekilmiş arabanın son gaz gitmeye çalışması gibi bir şey olur. Gol atamaz, defans yapamaz hale gelirsiniz. Eğer yediğiniz bir golü veya kaçırdığınız bir pozisyonu ciddiye alırsanız bir sonraki pozisyonda, hiçbir şey çalışmamış bir öğrencinin sözlü sınava kaldırılmış, yapayalnız haline dönersiniz. Her tarafınızı ateşler basar. Bütün pozisyonlar üst üste ağır bir yük olarak gelmeye başlar. Beyniniz iki salise içinde yanıp büzülen pamuk misali küçücük oluverir.

Ne mi yapmak lazım? Boş vermeyi bilmek lazım, ama tabii ki mücadeleden vazgeçmeden, durup farkına varmak lazım ne halde olduğunuzun. Oyun esnasında kendinizin farkına varabilmek kontrol demektir, rahatlık demektir, düşünce demektir, topun sizi tavlamasına izin vermemek demektir. İşte bu noktada altın kural boş vermektir fikrimce. Asıl önemli olanın iyi mücadele olduğuna inanmaktır, kazanmak yada kaybetmek değil.

İşte böyle arkadaşlar, boş vermek lazım. Oyunu ciddiye almak kaybetmekten daha büyük sorunlara yol açabilir. Unutmayın önemli olan mücadeledir, birlikteliktir. İyi mücadele ettik diyebilmek, kazanmaktır.

Kalın sağlıcakla.