İZMİR GRAND KAFE ÇİFTLER AÇIK TURNUVASI SONUÇLANDI

 

Salter tarafından düzenlenen son turnuva son derece çekişmeli geçti. Bu turnuvadaki gözlemlerimden hareketle sizlere belli konular üzerinde yoğunlaşan tek bir yazı ile ulaşmak istedim.

1.
Volkan-Murat ikilisine karşı Hakan-Göker ikilisinin maçına dönmek istiyorum ilk olarak. Maç başlar başlamaz forvet Göker’in düz kepçesini gördük ya da görmeye çalıştık demeli belki de. Bu düz kepçe ne internet video kanallarında görülebilir ne de dünyanın başka bir yerinde sanmıyorum icra edilebilir. Ha İzmir’de Göker olsun, Erhan olsun, Ceks forveti İsmail olsun bizimkiler atar bu şutu. Nedir bu şut ve neden bu kadar önemsiyorum konuyu?

Bizimkilerin attığı şut feykli ya da yalancı düz kepçe dediğimiz vuruş. Yani top düz kepçelendikten sonra sola ya da sağa doğru düz kepçenin devamı getirilecekmiş götürülüyor fakat sonra aynı hızla geri çekilip vuruşun başladığı yerden kaleye roketleniyor. Çok zor ve fazladan da fazla ustalık isteyen bir şut. Kaleciyi mutlaka yanılttığı gibi çok da hızl. Ve bravo bu vuruşu uygulayan forvetlerimize. Ta ki… Düz kepçenin bu kadar zor bir türevini yapan forvetlerimiz nedense asla normal düz kepçe atmıyorlar. Yani vuruşa başlayıp kenarlardaki açıklıklara asla şut çekmiyorlar. Bir süre sonra akıllı bir kaleci forvetin mutlaka feykli vuruş yaptığını görüp yerinden kıpırdamıyor ve bu muazzam yalancı düz kepçe’yi kurtarmaya başlıyor. Tam bu noktada forvetin yapması gereken artık kaleci gene feyk beklediği için düz kepçeyi boş bırakılan köşelerden birine göndermektir. Böylece kaleci bir sonraki şutun yalancı düz kepçe ile ortaya mı yoksa normal düz kepçe ile köşelerden birine mi geleceğini düşünmek zorunda kalacaktır. İşte bu noktada feyk işe yarayacaktır.

İşin özeti: Düz kepçeci forvetler bu yalancı vuruşu kullanabiliyorlarsa köşelere normal vuruşu haydi haydi icra edebilirler. Düz kepçenin istenilen sonuçları alması buna bağlıdır. Unutmayın ki sürekli yapılan feyk feyk değildir. Ve gene unutulmamalıdır ki bir vuruşun etkinliği kaleciyi ne ölçüde karmaşaya ittiğine bağlıdır.

Bu konu ile ilgili son bir sözüm daha var. Düz kepçe muazzam bir vuruş; yüksek kontrol, açılandırma olanakları, hız ve yukarıda anlatılan feyk gibi bir dolu avantajı var. Bu vuruşu birileri kullanmalı diye düşünüyorum ve vuruşun bilhassa topu gezdirme hareketinde ustalaşıldığında dünya şampiyonluğu getirecek kalitede bir vuruş olduğunu seziyorum.

 

 

2.
Önce bir iki iyi haber vereyim. Kalecilerimiz ve forvetlerimizin her türden şutları, top çıkışları, top yakalama yetenekleri görüyorum ki dünya ortalamasının üzerine çıktı. Bunu abartmıyorum, gerçekten de tanıdığım oyuncular dünyanın tüm kalecilerine rahatlıkla gol atabilecek evsaftalar ve tüm kalecilerimiz panter. Yalnız korkunç bir sorunumuz var: Orta sahadan forvete PAS ATAMIYORUZ.

İzlediğim uluslararası turnuvalarda forvetlerin ortalama 5 pastan 3ünü başarı ile aktardıklarını görüyorum. Sizler de görüyorsunuzdur. Bunun anlamı nedir?

Herhangi bir maç boyunca orta sahanıza yaklaşık 5 serseri top gelmektedir. Ayrıca maç boyunca 4 gol yediğinizi düşünürseniz 4 tane de başlama topu da orta sahanızda olacaktır. Yani 9 top. Yani videolarda gördüğüm orana vurursanız 5 ya da 6 başarılı pas sonucunda forvet hattınız 5 ya da 6 şut çekecektir. Şimdi diğer oranların (yani maç içinde forvete gelen serseri toplar, kaleci hataları ile forvete gelen toplar, kalecinizden forvete aktarılan toplar vb.) aynı olduğunu düşünürseniz bu 5 ya da 6 atak benim videolarda izlediğim yabancı takımlar eliyle kullanılacaktır. Soru şu: Biz 9 orta saha topunun kaçını forvetimize başarılı bir şekilde aktarabiliyoruz?

Bu oran yakalanmadan yurt dışında maç kazanabilmemiz imkansızdır. Gene iyi haber şu: bu oranı yakalar yakalamaz yurt dışında yenemeyeceğimiz takım yoktur. Fakat kötü haberi tekrarlayım: bu oranı yakalamadan yurt dışında yenebileceğimiz bir turnuva takımı yoktur.

Bu oranı yakalamadan işimiz kalecilerin atacağı gollere, karşıdaki kalecinin hata yapmasını (ki yurt dışı turnuvalarda avcunuzu yalarsınız) beklemeye, orta sahadan atacağınız gollere (ki gene avuç yalanır) ve daha bir dolu inşallah ile maşallaha kalacaktır.

3.
Bu turnuvada kullanılan 5 gol uygulamasını son derece başarılı buldum. Bence oyunu gereken dinamizmi veriyor. Böyle devam edelim derim. Turnuva organizasyonundaki sayısız eksikliklere rağmen Salter’e nihayet gece maçlarının ışık desteği altında oynandığı bu turnuva için teşekkür ediyorum. Eksikliklerden ders almamız gerektiğini ekliyorum.

4.
Çeşitli Turnuva Notları:

Volkan’ın tik tak vuruşları ile yarışan Ceks defans hattı yarışmanın faydalı bir şey olmadığını gördü. Ama son vuruş tam bir aldatmaca idi; gene yarışa hazır olan kaleciye hiç beklemediği yumuşaklıkta bir şut gönderen Volkan oyun zekasını ve langırtın hız kadar aldatmacaya da dayandığını gösterdi.

Ceks forveti İsmail düz kepçe gibi bir silahı olmasına rağmen onu kullanmadı. Gene ilk maddeye dönersek İsmail’in düz kepçeyi derinlikli olarak kullanması onu durdurulamaz bir forvet yapacaktır. Ceks takımının zor anlarda kaleden maçı kurtarma yada maça ortak olabilme gibi bir yeteneği var (bilhassa Egemen kalede iken) ve bunu mutlaka yapıyorlar. Çok büyülü bir şey ama bunu sürekli yapıyorlar. Çözemiyorum.

Mustafa- Utku takımı son derece iyiydi. Forvet Mustafa’nın yapması gereken iki şey var:   korkunç hızını pas için yılmadan kullanmak ve forvette bir vuruş belirleyip o vuruşu derinlikli olarak (çeşitli şekillerde ve feyklerle) uygulamak. Çok çeşitli vuruşları kullanan Mustafa bir turnuva oyununda herhangi bir vuruş gol olmayınca hemen başka bir vuruşu deniyor. Bu da psikolojik olarak onu şu düşüncelerle dolu bir mecraya itekliyor: “gol atamıyorum başka bir şey denemeliyim.” Halbuki kaçan tek bir gol, ama bir vuruşu ana vuruş olarak kabul etmemişseniz kaçırdığınız tek bir gol bile acaba diğer başka bir vuruşla gol atabilir miyim düşüncesini ortaya çıkarıyor ve o zaman bir gol atamıyorum paniği hiç gereksiz bir şekilde sizi ele geçiriyor. Bu sözlerimi biraz derinlemesine düşününce doğru olduğunu anlayacaksınız.

Tek şutu kullananlar ise biliyorlar ki bundan başka silahları yok ve ne yapacaklarsa bununla yapmak zorundalar. Bu da onları bu olmadı şunu deneyeyim paniğinden uzak tutuyor. Mustafa’ya sorun olan kanımca işte bu panik: bu olmadı ötekini deneyeyim derken kaybedilen konsantrasyon ve güven.

İşin ilginç yanı, aslında, Mustafa her şutu aynı hız ve ustalıkla yapıyor. Biraz önce bahsettiğim panik maç içinde ona sorun oluyor ve tüm şutları yavaş yavaş soluyorlar. Yapması gereken ya tek bir şutu derinlikli olarak kullanmak ya da kullandığı tüm şutları hangisinin girip hangisinin girmediğine takılmadan sıra ile ya da karışık olarak kullanmak.

Orçin Çınbarcı’yı fantastik oyunu sebebi ile kutluyorum. Bilhassa orta sahadaki pas çabası ve elastikiyeti dikkate değer. Ayrıca forvet hattında da son derece estetik hareketler yapıyor. Orçin’e paslarına devam etmesini tavsiye ediyorum. Ayrıca forvetteki tik tak serisi sırasında şutlarını hep ortadan değil de, gene orta bebekle, ama farklı noktalardan da çekebilirse durdurulamaz olacaktır. Bundan ayrı, bu adamı izlemek bir zevk bence. Tüm oyunlarda olmasını bir langırt izleyicisi olarak istiyorum.

Müfreze yol alıyor ama mutlaka orta sahada pasa dönmeleri gerek. CBÜ Aslanları kaybettiği her turnuva ile güçleniyor, çok yakında final oynayan takımlar arasına girecekler. Onlara gereken sanıyorum Çekiç vuruşunu derinleştirebilmek. Bunun için Salter ile (her ne kadar turnuvada Salter’in takımını eledilerse de) görüşebilirler.

Son olarak, Yaylacık (Buca) takımını aramızda görmek bizi çokça memnun etti. Salter’in de organizatör sıfatı ile bu beklenmedik takıma centilmenlik ödülünü yönlendirmesi son derece yerinde bir jestti.

Başka turnuvalarda görüşmek üzere.