Prof.Dr. Erol Tez’den Langırt Yasağının Tarihçesi

 

EROL TEZ’DEN BORIS ATHA’YA ==========

Aşağıdaki mektup Prof. Dr. Erol Tez’in BFA (İngiliz Langırt Federasyonu) başkanı Boris Atha ile yaptığı yazışmaların bir kısmıdır. Boris Atha Erol Bey’e kendisine langırtı ilk kez bir Türk’ün öğrettiğini belirtmiş ve Türkiye’deki yasağın sebebini sormuştur. Aşağıdaki metin çoklukla bu yasağın sebeplerini derinlikli olarak anlatmaktadır. Ayrıca metnin sonunda beni etkileyen iki noktadan biri Erol Bey’in 40 yıl sonra langırt oynadığını söylerken harflerin fısıldaması ile hissettiğim heyecandır. “40 yıldır oynamadım ve şimdi tekrar oynuyorum” diyen Erol Bey ve langırt adına duygulandım. İkinci nokta ise Erol Bey’in kısaca geçtiği kariyerdir ki kendisini kalpten böyle bir mesleki başarı gösterdiği için tebrik ediyorum.

 Not: İşlerimin yoğunluğundan dolayı tercümede serbest bir stil kullandım Erol Bey’in bu konudaki anlayışına güvenerek.

 

Not2: Langırtın yasaklanmasının ardından yeraltında sürdürdüğü yaşamın analizini merak edenler “Langırtın Türkiye’deki Zorlu ve Devam Eden Evrimi” adlı yazımı okuyabilirler.


Saygılarımla


Ters Kepçe

 

 

 

Sayın Boris,

 

gösterdiğin ilgi için teşekkürler ve ayrıca geciken cevabım için özürlerimi sunuyorum.

 

Garip ama gerçektir ki AB üyesi olmak için can atan bir ülke olan Türkiye’de langırt oynamak, hatta spor kulüplerinde, derneklerde vb.nde, yasaktır (belirli turistik tesisler istisnadır). Bunun yanı sıra langırt masalarının üretimi ve ithali de yasaktır.

 

İlginçtir çok sert rejimlerle yönetilen Moğolistan ve İran gibi ülkelerde ITSF üyesi langırt federasyonları mevcuttur.

 


Bu yasak uzun bir hikayedir ama kısaca aktarmaya çalışayım.

Langırt oyunu Avrupa’dan Amerika’ya II. Dünya Savaşı sonrasında giriş yapmıştır. Amerikalılar oyunu bilhassa ABD askerlerinin savaş sonrasında konuşlandığı Almanya’da tanımışlardır. 50lerde ise soğuk savaş zirvesine çıkmış ve Türkiye NATO’ya katılmıştır. Bundan sonra Türkiye’deki yaşam şekli Amerikanlaşmaya başlamış ve ilginç bir şekilde langırt oyunu Türkiye’ye Avrupalılar eliyle değil ABD etkileri ile girmiştir.

50lerin başında ve ortasında Avrupa savaşın yaralarını sarmaya çalışıyordu ve küresel anlamda herhangi bir etkiyi haiz değildi. Yani ilk langırt masaları tilt masaları ile beraber ABD’den ithal edilerek Türkiye’ye girdi. Daha sonra Avrupa masaların ithali de başladı ama bu ithal masaların tamamı son derece pahalı idi. Sonuç olarak Türkiye’deki sanayiciler de bu yabancı masalara bakarak nevi şahsına münhasır tarzı olan bir langırt masası ürettiler. Bu masalar Türkiye’nin o yıllardaki üretim teknolojisinin imkanları ölçeğinde masalardı.

50lerin ortasından 60ların sonlarına dek langırt Türkiye’de büyük bir çılgınlık halini aldı ve her yetenek seviyesinden ve her yaştan muhtemelen 100,000’in üzerinde oyuncu ortaya çıktı. 60ların başlarında her yerde yerli langırt masaları vardı: kafelerde, barlarda, luna parklar vb.nde. Birçok yerlerde 20’ye kadar sayıda masayı sürekli barındıran langırt kulüpleri açıldı. (tıpkı günümüzdeki oyun istasyonu salonları gibiymiş demek. ç.n.)

 

1961 yılında Türkiye’de yürürlüğe giren yeni anayasa ülkeyi çok daha demokratik ve aktif bir sosyo-politik yaşamla tanıştırdı. Fakat langırt çılgınlığı da bazı muhafazakar çevrelerden tepkiler alıyordu. Örneğin öğrencilerin okuldan kaçarak langırt oynamaları tepki topluyordu. (heyy be okuldan kaçmanın o büyük keyfi. Hatırladım bir an maziyi ç.n.) 60ların başında Alman ekonomisinin güç kazanması ile beraber ilk Türk göçmen işçiler Almanya’ya yerleşmeye başladı. Bu akış 2-3 on yıl devam etti ve göç eden bu işçilerin arasında çok yüksek nitelikli langırt oyuncuları da bulunuyordu. Bu oyuncular oyunu yaşamaktan çok çalışmaya kilitlenmiş Almanya’da tekrar popüler hale getirmeye başladılar. İlginçtir: Almanya’dan ABD’ye ve ABD’den Türkiye’ye şeklinde gerçekleşen langırt ihracı şimdi Türkiye’den tekrar Almanya’ya langırtın popülaritesinin artırılması şeklinde sonuçlanıyordu. (bakıyorum da Almanya’daki 2nci ve 3üncü nesil Türkler arasında üst düzey langırt oyuncuları var. Ayrıca senin ilk langırt öğretmeninin de Türk olması beni çok sevindirdi.) (Evet arkadaşlar Boris Atha ilk langırt oynamaya başladığında oyunun temel tekniklerini bir Türk’ten öğrenmiş ve bunu Erol Bey’e gönderdiği postasında belirtiyor. ç.n.)

60ların başındaki barış yanlısı hareketler (hipiler, çiçek çocukları vb.) 60ların sonunda Avrupa’da son derece aktif, devrimci ve hatta aşırlıkçı bir politik harekete (özellikle Almanya’da) dönüştü. Tüm Avrupa’da Amerika karşıtlığı özellikle üniversite öğrencileri tarafında büyük bir heyecanla sergilenmeye başladı. Öğrenciler üniversite işgalleri gerçekleştiriyor ve sosyo-politik değişiklik talep ediyorlardı. Türkiye’de 1968’den itibaren benzer hareketler ortaya çıktı. Yenilikçi Türk gençliği zaten yeterince eğitim almış ve politik farkındalık kazanmıştı. Sokaklarda protesto yürüyüşleri oluyor ve fakat bu güzel gelişmelerin yanı sıra ülke sağcılar ve solcular diye ikiye ayrılıyordu.

1968 yılında aşırılıkçı Baader-Meinhof Çetesinin faaliyetleri Almanya’da krize sebep oluyordu ve muhafazakar Türk hükümeti (Adalet Partisi, Süleyman Demirel) de aynı tarihlerde langırtın kamuya açık yerlerde oynanmasını yasaklıyordu. Sebep langırt ve tiltin kumar potansiyeli olarak açıklanıyordu ama sosyal huzursuzluğun yaygın olduğu o günlerde gençliğin bir araya gelmesinin engellenmesi de langırtın yasaklanmasının altındaki sebeplerden biriydi.

Sonraki iki on yılda (70ler ve 80ler) Türkiye’ye terör ve iç kargaşa ile boğuştu ve langırta olan ilgi de neredeyse tamamen yok oldu. Çok küçük bir azınlık polisin bilerek ya da bilmeyerek görmediği bazı mekanlarda oynamaya devam etti. 2000lere geldiğimizde ise Türkiye’deki yeni gençliğin oyunu tekrar keşfettiğini görüyoruz. Bu yeni gençleri www.langirt.org, www.langirt.gen.tr ve www.langirtciyiz.biz gibi sitelerden takip edebilirsiniz.

Geçen yaz Türkiye’ye tatil için gittiğimde bu insanlarla temas kurdum. Bu langırt yasağının kaldırılması için her türden desteğe ihtiyaç duyuyorlar ama önlerindeki engeller zorludur. ITSF’nin ve BFA’nın kendilerine yardımda bulunmasının yerinde olacağını düşünüyorum.

 

Saygılarımla

 

Erol Tez

Hamiş: 1959 ile 1968 arasında Türkiye’de langırt oynadım ve günümüzün Pro ya da Pro Usta denilebilecek seviyesine yakın bir oyuncu haline geldim. Geçen yılki ziyaretime kadar 40 yıl langırt oynamadım. Geçen sene iki kere İstanbul’da ve bu sene de Chris Haddon ve John Worthington ile Nuneaton’da oynadım. Umarım sizinle de şifahen karşılaşıp oyunu oynama fırsatımız olur.

Yüksek Mühendislik derecemi 1969’da İstanbul Teknik Üniversitesi’nden aldım. Birleşik Krallık’a 1976 yılında doktora çalışmalarım için geldim ama burada bana iş üstüne iş teklif edildiği için kaldım. Loughborough Üniversitesi’nden elektrik/elektronik kürsüsü profesörü olarak emekli oldum ve halen Leicester’deki De Montfort Üniversitesi’nde dersler vermekteyim.